"Yağmur da yağmaya başladı ya dışarıda." Bunu söyleyen bunu söylediğini hiç fark etmeyecek. Bunu söyleyen bunu söyleyenin kendisi olduğunu hiç fark etmeyecek.
Biz niye bu kadar mutsuzuz? Gülsek de ağlasak da içten içe niye bu kadar mutsuzuz? Biz demesem her şeyin en kötüsünün benim başıma geldiğini düşünmekle suçlanacağım. Biz deyince bazıları aslında o kadar da mutsuz olmadığını itiraf etmeye çekinecek; bazılarını zora sokacağım. Dünya benim etrafımda dönmüyor, evet. Dünya kimsenin etrafında dönmüyor, evet. Dünya kendi kendine takılırken biz niye dünyayla kurduğumuz ilişkiler üzerinden kendimizi ve birbirimizi bu kadar sorguluyoruz? Küfredesim var. Daraldım, sıkıldım. Hepinizden. Bizi öldürmek istiyorlar. Kendimizi öldürmek istiyoruz. Arada sevgilerimiz harcanıyor. Gidelim diyor birileri. El ele tutuşuyor. Ama elimizden tutan birileri olmalı bizi oraya götürecek ki gidebilelim. Durduğumuz yerden ivme alamıyoruz, yol alamıyoruz. Hareketsizim. Yazdıkça işlerim sıkışıyor, içim sıkışıyor. Primer dismenore demiştim 1 ay kadar önce, döne döne geri geliyor, hızlana hızlana dönüyor. Haddimi bildirsin birisi benim. Rüyalarımda gördüklerim gelip paramparça etsinler beni. Bir büyük düşünür demiş ki: Kör olsun şu aşkın gözü! Yeter diyorum, yetmiyor. Depresyon zengin işi, demiş bir başkası da, bizim yaşadığımız buhran. Ve hep intihaller. Düşündükçe suç işliyorum. Birilerinden çalıyorum. Benden çalınanları düşündükçe hiç azap duymuyorum. Ama bu iç sıkıntıları nasıl geçer? Bir yol gösterin. Dokundukça birileri bana, ben birilerine değemedikçe sevmek ve sevilmek neye yarar? Bir şey söyleyin.
pasifloradan daha hafif olmayan herhangi bir eczanede satılan ya da satılmayan hiç farketmez her şey midemizle buluştuğunda beynimizde bir takım duygularla buluşur ve buna biz komikli kadın şiiri diyoruz
25 Ocak 2013 Cuma
20 Ocak 2013 Pazar
faber castel pastel boya
bu gece senden kalan resmi tamamlayayım dedim, önce bir kadın ekledim resme güzel oldu, sonra kalp çizmeye çalıştım ama başaramadım, derken nası oldu bilinmez kafası bedeninden ayrı ama bir şekilde de bağlı bir yaratığa dönüştü, sonra bir çadır çizdim. önüne de kamp ateşi koyayım istedim o da oldu. gece olsun istedim. lacivert ne güzeldi. gökte yıldızlar parlasaydı. eskiden ne güzel parlardı. ben hiç bir yerde faralyadaki kadar güzel gece görmedim. sonra resme durup bir baktım da ne de çirkin olmuştu. benim üzerine bastırıla bastırıla boyanmış kop koyu karakterlerim vardı, senin ise bütün kağıdı kaplayan uzun çizgilerin ve hatların. ayrı ayrı iki güzel resim olabilirdi, ama bir araya gelince gerçekten o kadar çirkin ve karmaşık olmuştu ki. bunu sana söylemeden önce artık resmin kurtarılamayacığını düşünüyordum ama şimdi dönüp bir baktım da hala kurtarılma şansı var. gel de artık şu resmimize/cismimize beraber bir el atalım. hayallerimizi mi çaldılar bizim? renklerimizi de mi? hayatımızı renklerden yoksun bırakmayalım. canlanalım/ canlandıralım. kana can, tenimize heyecan katalım.hala o kadar çok boşluk var ki kağıdımızda, biz oralara neler sıkıştırırız neler. bilemezler, göremezler.
severim seni. çok da öperim.
ah yine ben nasıl da özledim.
severim seni. çok da öperim.
ah yine ben nasıl da özledim.
12 Ocak 2013 Cumartesi
İlhami'nin Panteri, Sevdiğimin Halteri
İlhami!
Efendim?
Gel buraya.
Sevdiğimin panteri varmış.
Yine içim söndü.
Kürke karşıyım demiştim o kadar.
Rahat bırak kendini, rahat bırak.
Uyağın güzel.
Ve cadılı cüceli upuzun masallar.
Paket alıyorum ve para veriyorum.
İçimden gelmezse de gülmüyorum,
keyfim bilir!
Niye içimden gelmiyor?
İlhami, gel buraya!
Süper Mario büyümeyi güzel gösterdi.
Akbilse tam tersini söylüyor.
Her bastığımda yanmışım gibi
pointslerim gidiyor.
Bu şiirinde sınıf sorununa eğilen şair
Sevdiğinin bir halteri olduğunu öğrenince
İlhami'yi içine sokar ve uzun bir yola çıkar.
Efendim?
Gel buraya.
Sevdiğimin panteri varmış.
Yine içim söndü.
Kürke karşıyım demiştim o kadar.
Rahat bırak kendini, rahat bırak.
Uyağın güzel.
Ve cadılı cüceli upuzun masallar.
Paket alıyorum ve para veriyorum.
İçimden gelmezse de gülmüyorum,
keyfim bilir!
Niye içimden gelmiyor?
İlhami, gel buraya!
Süper Mario büyümeyi güzel gösterdi.
Akbilse tam tersini söylüyor.
Her bastığımda yanmışım gibi
pointslerim gidiyor.
Bu şiirinde sınıf sorununa eğilen şair
Sevdiğinin bir halteri olduğunu öğrenince
İlhami'yi içine sokar ve uzun bir yola çıkar.
11 Ocak 2013 Cuma
Bıluğzlarla Geçtim Aranızdan
http://grooveshark.com/s/Hey+Good+Lookin/3AyvLQ?src=5
Dağıttığım bütün sevgileri geri topluyor gibi hissediyorum,
"Neden olmuyor"dan "neden olmadı"ya geçişin acısıyla beraber.
Geçmiş zamana geçmemek için gereken güç ve umut tükendi.
Acı duymayı engellemeye bile gücüm kalmamış gibi...
İnsanları dinlemekte ilk kez zorluk yaşıyorum.
Gözlerim bir noktaya takılı kalabiliyor uzun süre ama o noktada olan bitene odaklanamıyorum.
İnsanlar sevgilerden söz ediyorlar; o da, ben de, siz de.
Her seferinde ağzımıza birisi vurmalı.
Seven sevilene hayranlıkla bakarken sevilen nasıl da hoyratça kırıp döküyor,
O sevgi hep baki kalacakmış gibi.
Kırıp dökmek dediğin hep gürültülü değil,
Yanındakinin taştığını görmezden gelmek yetiyor bir şeyleri öldürmeye.
Yaşamak için ölüyoruz ve bir takım benzinci sözler.
Pardon devrimci.
Aşk, devrim, isyandı, değil mi?
Sevgi kalmıyor işte,
Yerden yüksek insan soruyor bir yerden sonra:
Kendime verdiğim bu ceza niye?
Uğraştın da kendinle uğraştığınla kaldın yine.
Odağın parçalandıkça sevgin zarar gördü.
Kendini korumaya aldıkça sevgin küçüldü.
Bu hep böyle oldu, herkes için böyle oldu.
Sevmekten korkmasan da,
Reddedilmekten korkmasan da,
Gururunun incinmesinden korkmasan da,
Bir şeylerden korkuyorsun.
Korunman gerekiyormuş gibi en sevdiğinden bile,
Yeri geldiğinde gidebiliyorsun.
Yeri geldi.
Müsait bir yer
ve ardından mutlaka anlattığın
Mükemmel bir yer ve size layık değil ama muhabbeti.
Kendimden sıkılmıyorum, bu da iyi.
Arınmaya başladığımı hissediyorum.
Bu acı da akıp gidecek ve bir süre sonra her şeyi unutup, hiç aşk acısı çekmiyor oluşumdan yakınmaya başlayacağım.
Benim hikayem hep böyle oldu.
Değişmesini istemekten bile korkuyorum.
Bu arada ben bir kitap yazdım,
dercesine,
bir şarkı yazdım.
Öyyyle.
Dağıttığım bütün sevgileri geri topluyor gibi hissediyorum,
"Neden olmuyor"dan "neden olmadı"ya geçişin acısıyla beraber.
Geçmiş zamana geçmemek için gereken güç ve umut tükendi.
Acı duymayı engellemeye bile gücüm kalmamış gibi...
İnsanları dinlemekte ilk kez zorluk yaşıyorum.
Gözlerim bir noktaya takılı kalabiliyor uzun süre ama o noktada olan bitene odaklanamıyorum.
İnsanlar sevgilerden söz ediyorlar; o da, ben de, siz de.
Her seferinde ağzımıza birisi vurmalı.
Seven sevilene hayranlıkla bakarken sevilen nasıl da hoyratça kırıp döküyor,
O sevgi hep baki kalacakmış gibi.
Kırıp dökmek dediğin hep gürültülü değil,
Yanındakinin taştığını görmezden gelmek yetiyor bir şeyleri öldürmeye.
Yaşamak için ölüyoruz ve bir takım benzinci sözler.
Pardon devrimci.
Aşk, devrim, isyandı, değil mi?
Sevgi kalmıyor işte,
Yerden yüksek insan soruyor bir yerden sonra:
Kendime verdiğim bu ceza niye?
Uğraştın da kendinle uğraştığınla kaldın yine.
Odağın parçalandıkça sevgin zarar gördü.
Kendini korumaya aldıkça sevgin küçüldü.
Bu hep böyle oldu, herkes için böyle oldu.
Sevmekten korkmasan da,
Reddedilmekten korkmasan da,
Gururunun incinmesinden korkmasan da,
Bir şeylerden korkuyorsun.
Korunman gerekiyormuş gibi en sevdiğinden bile,
Yeri geldiğinde gidebiliyorsun.
Yeri geldi.
Müsait bir yer
ve ardından mutlaka anlattığın
Mükemmel bir yer ve size layık değil ama muhabbeti.
Kendimden sıkılmıyorum, bu da iyi.
Arınmaya başladığımı hissediyorum.
Bu acı da akıp gidecek ve bir süre sonra her şeyi unutup, hiç aşk acısı çekmiyor oluşumdan yakınmaya başlayacağım.
Benim hikayem hep böyle oldu.
Değişmesini istemekten bile korkuyorum.
Bu arada ben bir kitap yazdım,
dercesine,
bir şarkı yazdım.
Öyyyle.
10 Ocak 2013 Perşembe
sen ben o ve daha nice komikli şair kadınlar
bir arkadaşım ( arkadaş demek ne derece doğru olur bilemiyorum ama gece gece size şiir yollayan birine de tanıdık diyemezsiniz ya!) bir şiir gönderdi bu gece bana, çok güzel değil mi diye soruyordu. Bir başkasının bir şiir için yalnızca güzel sıfatını kullanması kulağımı kaşındırdı, irite etti. şiiri okudum, güzel değildi, ama çok bizdendi.
sonra aynı kadının başka bir şiirini buldum, çat diye beynimden vuruldum.
sonra aynı kadının başka bir şiirini başka bir arkadaşıma gönderdim. verdiği cevap: bu kadın sen misin ve yahut ben miyim yoksa bizden biri mi? oldu.
hayır, o kadın ben değildim, sen değildin, ama kesinlikle bizden biriydi.
ve yıllardır söylemek istediğim her şeyi bir çırpıda söyleyivermişti.
ve şimdi o şiir geliyor ekranlarınıza:
ben senin bildiğin kızlardanım kerem
alıcı gözle seyrederim kendimi vitrinlerde
ışığı kapatman yeter bozulmam kotla sevişebilirim
beni hep sev onlar da sevsin -göz çıkarmaz-
acıtırsa fermuarım yarın sevmeyebilirim
işte söyledim, nihayet söyledim, oh be söyledim
ben senin bildiğin kızlardanım sevgilim
karşıma çıkacağını mesela üç vakte kadar
ela olduğunu gözlerinin şöyle omuz genişçe
-nasıl da biliyor ölmeyesice-
doktor olsun mühendiz... öğretmenler aç
kızım gözlerini aç benim gibi olma kaç
mesela sensiz yaşayamam sevgilim
güzel ve nassı farklı olduğumu;diğerlerinden-
hayvan isimleri koy bana
;küçüktavşanımcicikuşum- günde üç defa
benden önce yoktun di mi sevgilim?
işte söyledim, nihayet söyledim, oh be söyledim
ben senin bildiğin kızlardanım sevgilim
bütün kızlar gibi aşka şiir
verebilirim...
Aslı Serin.
sonra aynı kadının başka bir şiirini buldum, çat diye beynimden vuruldum.
sonra aynı kadının başka bir şiirini başka bir arkadaşıma gönderdim. verdiği cevap: bu kadın sen misin ve yahut ben miyim yoksa bizden biri mi? oldu.
hayır, o kadın ben değildim, sen değildin, ama kesinlikle bizden biriydi.
ve yıllardır söylemek istediğim her şeyi bir çırpıda söyleyivermişti.
ve şimdi o şiir geliyor ekranlarınıza:
ben senin bildiğin kızlardanım kerem
alıcı gözle seyrederim kendimi vitrinlerde
ışığı kapatman yeter bozulmam kotla sevişebilirim
beni hep sev onlar da sevsin -göz çıkarmaz-
acıtırsa fermuarım yarın sevmeyebilirim
işte söyledim, nihayet söyledim, oh be söyledim
ben senin bildiğin kızlardanım sevgilim
karşıma çıkacağını mesela üç vakte kadar
ela olduğunu gözlerinin şöyle omuz genişçe
-nasıl da biliyor ölmeyesice-
doktor olsun mühendiz... öğretmenler aç
kızım gözlerini aç benim gibi olma kaç
mesela sensiz yaşayamam sevgilim
güzel ve nassı farklı olduğumu;diğerlerinden-
hayvan isimleri koy bana
;küçüktavşanımcicikuşum- günde üç defa
benden önce yoktun di mi sevgilim?
işte söyledim, nihayet söyledim, oh be söyledim
ben senin bildiğin kızlardanım sevgilim
bütün kızlar gibi aşka şiir
verebilirim...
Aslı Serin.
4 Ocak 2013 Cuma
bir cinayetin anatomisi
sabah evden çıktığında, sokaklarda yürümeyi hayal etti. oysa sokağa adım attığında hangi sokakta olacağını bilmiyordu. kalabalık bir büyük şehrin aceleci haline yıllar geçse de alışamamıştı. sokak onun için hala o küçük şehrin, is kokan, gecekondu mahallesinin sokağıydı. ve büyük şehirde hiç sabah erken uyanıp sokaklarda yürümemişti, doğruyu söylemek gerekirse. okula illa otobüsle gitmesi gerekiyordu. eskiden kütüphane vardı. romanlar vardı. kahramanlar ve hayaller vardı. artık koca bir kütüphanesi vardı, ama kahramanlar yoktu insanlar vardı. romanlar yoktu, makaleler vardı. hayaller yoktu, analiz vardı. her şey giderek acımasız bir gerçekliğe bürünürken bir yandan da korkunç bir aldanışa evriliyordu. anlam ve hayat arayışı içerisinde, hayatı kaçırıyordu. büyük şehire ilk geldiği yıllarda, henüz kitap okuma alışkanlığını yitirmemişken, bir roman okumuştu. yine kendisi gibi, taşranın ücra bir köşesinden kopup gelen bir öğrencimiz soğuk ve karlı bir istanbul sabahında, beyazıtta ki börekçide oturup kürt böreği yemişti ve hayatında daha önce hiç tatmadığı halde bizimkinin de canı kürt böreği istemişti. o gece sabaha kadar uyumadı, sabah olunca ilk işi börekçiye gidip kürt böreği yemek oldu. arkadaşı/ can dostuyla beraber evden çıktılar, kıştı ve hava gerçekten soğuktu. oturup, kürt böreği istediler. kesinlikle pudra şekeri de olacaktı, çünkü roman kahramanı da öyle istemişti.
----DEVAMI GELECEK-----
----DEVAMI GELECEK-----
Kaydol:
Yorumlar (Atom)