25 Ocak 2013 Cuma

Feryat

"Yağmur da yağmaya başladı ya dışarıda." Bunu söyleyen bunu söylediğini hiç fark etmeyecek. Bunu söyleyen bunu söyleyenin kendisi olduğunu hiç fark etmeyecek.

Biz niye bu kadar mutsuzuz? Gülsek de ağlasak da içten içe niye bu kadar mutsuzuz? Biz demesem her şeyin en kötüsünün benim başıma geldiğini düşünmekle suçlanacağım. Biz deyince bazıları aslında o kadar da mutsuz olmadığını itiraf etmeye çekinecek; bazılarını zora sokacağım. Dünya benim etrafımda dönmüyor, evet. Dünya kimsenin etrafında dönmüyor, evet. Dünya kendi kendine takılırken biz niye dünyayla kurduğumuz ilişkiler üzerinden kendimizi ve birbirimizi bu kadar sorguluyoruz? Küfredesim var. Daraldım, sıkıldım. Hepinizden. Bizi öldürmek istiyorlar. Kendimizi öldürmek istiyoruz. Arada sevgilerimiz harcanıyor. Gidelim diyor birileri. El ele tutuşuyor. Ama elimizden tutan birileri olmalı bizi oraya götürecek ki gidebilelim. Durduğumuz yerden ivme alamıyoruz, yol alamıyoruz. Hareketsizim. Yazdıkça işlerim sıkışıyor, içim sıkışıyor. Primer dismenore demiştim 1 ay kadar önce, döne döne geri geliyor, hızlana hızlana dönüyor. Haddimi bildirsin birisi benim. Rüyalarımda gördüklerim gelip paramparça etsinler beni. Bir büyük düşünür demiş ki: Kör olsun şu aşkın gözü! Yeter diyorum, yetmiyor. Depresyon zengin işi, demiş bir başkası da, bizim yaşadığımız buhran. Ve hep intihaller. Düşündükçe suç işliyorum. Birilerinden çalıyorum. Benden çalınanları düşündükçe hiç azap duymuyorum. Ama bu iç sıkıntıları nasıl geçer? Bir yol gösterin. Dokundukça birileri bana, ben birilerine değemedikçe sevmek ve sevilmek neye yarar? Bir şey söyleyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder