ismail yk
facebooku benden evvel çözdün
helal olsun sana
hisarda zaman ağır aksak
biz insanlar da biraz öyleyiz
tarihin en kısa facebook hesabı donduruşunu ise ben gerçekleştirdim
mandalinanın hayatımızdaki yerini
hep beraber keşfetsek de.
ikiden fazla insanla gerçekleşebilecek
sevişme sayısını permütasyona bıraktık
pasifloradan daha hafif olmayan herhangi bir eczanede satılan ya da satılmayan hiç farketmez her şey midemizle buluştuğunda beynimizde bir takım duygularla buluşur ve buna biz komikli kadın şiiri diyoruz
30 Kasım 2011 Çarşamba
22 Kasım 2011 Salı
boşluk doldurma
sevgililer yazdıkları şiirleri birbirine okumazmış ve bütün kadınlar güzel olmazmış.
e zaten bütün kadınlar da güzel sevmezmiş.
-sevmez.
çok dokunuyor bana,
yan yana durmaya çalışırken kendimize bile fark ettirmeden birbirimizi 'azcık öte'ye itmek.
yarım yamalak sevişmek.
öyle vazgeçivermek.
"senin 'o' olduğunu sanmıştım" dedi, ben "o değilim" dedim.
uzun uzun konuştuk, sevdik birbirimizi,
uzaklaşmak zorunda değiliz, yine sarılıp uyuyabiliriz, dedik,
uyuduk.
uyandığımda arayı açmıştık bile. "ne zaman gittin?" dedim. "üşüdüm" dedi.
"o sensin" demekten nasıl korktum,
komik olmayacağını bile bile espri yaptım,
"ortamı azcık ısıtayım" diye.
buraya da bir tane bile komikli şiir yazamadım.
ara ara dert oluyor.
senle tamamlayacak bir eksiğim yok benim!
boşluklarımı doldurmak gibi bir niyetim yok.
beklentileri ve sanrıları ve rüyaları alın benden,
beni kovarken küçücük bir iyilik yapın hiç değilse.
oysa sen beni hiç incitmedin.
sadece boynunu saatlerce okşamam,
baştan aşağı öpülesi oluşuna alışmam
ve aramızdaki sessizliğin korkudan olduğunu anlamam, anlatmam gerek.
şiirleri birbirimize okumayalım öyleyse,
çirkinliğimize, güzelliğimize destanlar yazmayalım.
ben senin eksikliğinde, sen benim yanlışlığımda
akan suya karışalım.
uykumuz gelir birazdan, sarılalım.
tropikal meyvelerin kokusu sen nelere kadirsin...
ikedan aldığım o güzel kokulu mumu yaktım bugün.
neden bilmiyorum
hem mumu yaktım, hem masa lambasını
hem de ışığı açtım.
eve geldiğimde yorgundum biraz,
önce bilgisayara bakıyım dedim, tatsız...
duş aldım çilekli duş jelimle.
çilekli puding gibi koktum sonra..
şarap al dedim sevgilime telefonda.
sağolsun almış.
şimdi mışıl mışıl uyuyor yatakda.
bugün elbiselerim çok kötü kokuyodu.
baktım sınıfta herkesler güzel, parlak ve ferah.
ben tıkıldım kaldım bu deliğe.
üstelik leş gibi de kokuyorum.
sigara, nem, ve daha neler neler..
eve gelip herşeyleri yıkamaya karar verdim.( böyleikle ikeadan aldığım mumu yakmamın nedeninide hep beraber bulmuş olduk)
sonra vazgeçtim.
güzel olsa ne olacak.
temiz olsa belki
içim açılır dedim.
ama bir sonra ki depresyonuma sakladım bu temiz ve güzel kokmanın sağladığı avantajı.
şimdi mutluyum ben
şimdi huzurlu...
kulaklarımda tanıdık bir tını
4. Murad'dan
"uyan ey gözlerim gafletten uyan
uyan uykusu çok gözlerim uyan
azrailin kastı canadır inan
seherde uyanır cümle kurt kuşlar
kendi dillerince tesbihe başlar
uyan uykusu çok gözlerim uyan"
önce çukurova senfoni orkestrasının senfonik ilahilerinden dinleyim dedim, afakanlar bastı.
sonra mehmet emin ayın o naif sesine verdim kendimi.
kulaklarımda tanıdık sesler.
içimde o eski günlerin huzuru.
kuş, uyandırdın beni
bilmem ki neden....
16 Kasım 2011 Çarşamba
bütün yazdıklarımı okudum da şimdi
böyle olacağını tahmin edemezdim.
ne çok karın ağrısı çekmişim.
ohhhh!!!
bitti gitti galiba hepsi.
ben bile inanamıyorum ama mutluyum galiba.
hatta o kadar mutluyum ki.
3 gündür yıllardır uyuyamadığım kadar uyuyorum.
ve rüyalarımda artık şeftali,karpuz ve incir görüyorum..
ne çok karın ağrısı çekmişim.
ohhhh!!!
bitti gitti galiba hepsi.
ben bile inanamıyorum ama mutluyum galiba.
hatta o kadar mutluyum ki.
3 gündür yıllardır uyuyamadığım kadar uyuyorum.
ve rüyalarımda artık şeftali,karpuz ve incir görüyorum..
bu yazı bu blog açılmadan üç beş gün önce 6 haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.
yazmaya karar verdim.
hayatımda ne varsa hemde.
mesela şuan üzerinde oturduğum pembe pike,mor kanepe..çiçekli krem yastıklar var sonra..koyu ahşap rengi sandalyeler,yemek masası ve vitrin.
çok garip bizim evin vitrininde tabak çanak, ıvır zıvır gümüşler yok.tolstoy var mesela.başmakaleler var, islam kültür atlası var.turgenyev var bide; babalar ve oğulları.
benim babamın bi tane oğlu var.şimdi yan odada-oturma odasında- uyuyor.oturma odasında ki kanepelerin rengarenk örtüleri var,ben seçtim.duvarları da limon yeşili,onu da ben seçtim.ama şimdi erkek kardeşim halının üzerinde uyuyor.oturma odasının halısı çok eski,annemle babamın düğününden kalma.
güzel miydi acaba düğünleri?
ben hiç güzel düğün görmedim...
babalar ve oğulları nihilist bi romanmış.ben orta okuldayken okumuştum.üzülmüştüm niye babalar ve kızları değil romanın adı diye.sadece oğullar mı konuşurdu babalarıyla böyle akıllı akıllı?
nihilizm benim için bir hiçti o yıllarda.
galiba ben orta okuldayken çok akıllıydım:)
hem babamı da severdim.
aslına bakarsanız hala seviyorum ama...baba işte!bunun bide anne kısmı var.
hani küçük kızlar hep babalarına düşkün olurlarmış ya,bende öyleydim.annem hep uzaktı.babam daha akıllı daha zeki..anneminde bişeyden anladığı mı vardı canım!
kadın..
kadın oldukça anladım anne olmanın ne demek olduğunu.
ne demişti ünlü bir yazar "kadın doğulmaz,kadın olunur".haklı mı sizce?
ben..ben bilmiyorum.ama bana hiç kimse kadın demedi bugüne kadar
.minyon tipliyim belkide ondandır.babama çekmişim,o da öyle ;)
.....
babam diyordum demi?
annem de demiştim.
düğün de demiştim sonra.
bir arkadaşım evlendi geçenlerde.evinin kadını oldu artık.1günde 1 gece de kadın oluverdi!
acaba onun çocuğu da benim anneme davrandığım gibi mi davranacak ona?
tabi ya,babası boğaziçi mezunu,annesiyse lise.hıh!babadan daha iyi bilecek hali yok ya!
izin vermediler!
kendimiz gibi olmamıza bir türlü izin vermediler!
arkadaşımda "modern" olmak yerine bir gece de kadın olmayı tercih etti.
şimdi onunnda oturma odasın da rengarenk örtüleri var mıdır acaba?
kocası kocaman yatak odasında uyurken o çocukların odasında olabilir mi ilerli ki zamanda?
büyük kızının geleceğinden endişelenir belki de.
belki o da çocukların kafası daha fazla karışmasın diye kitler evin kütüphanesini zihnininkiyle birlikte..
....
gorkinin çocukluğu vardı benim çocukluğumda.
onunla arkadaş olabilmiştik.bide feride vardı,çalıkuşu feride!
o yıllarda atıldı işte bnim üniversitelerimin temelleri.
bir deliyle evlenmek istemiştim hekimoğlu amcayı okuduğumda.sonra ne çok üzdü beni bir bilseniz...
yavşak herif!
benim çocukluğumda el ele tutuşma eylemleri vardı,allahu ekber sloganlarıyla.
şimdi o ablalar da evlidirler heralde..
muhtemel o abilerle.
o abiler,bir zamanlar zindanlar mekteptir bize diyen o abiler...referanduma hazırlanıyolardır bugünlerde..
çözecek!çözecek!akp herşyi çözecek!
evet,haklısınız çözüldük işte!
slogan atarken bilekleri açılmasın diye sımsıkı yumruk yaptıkları parmaklarının arasına sıkıştırdıkları pardüsolarının yerinde yılların birikimi bilezikler var şimdi o ablaların.
o abilerin de evde oturup çocuk bakan karıları var!
28 şubat yok artık.
bizim evde turgenyev okuyan da yok.
insan zincirlerinden arta kalanların zihinleri zincirli günümüzde.
bizim salonun duvarında ayetel kürsü var.
ama babasına hayran bi kız yok artık
ne de sokaklarda "allahu ekber" diye bağıran küçük...
tanrı dağı türk hira dağı kadar müslüman
hemde fenerli...
şimdi taksimde toplantıda..
onu mu yapsak şunu mu yapsak nası etsek de kitleselleşşsek..
talep siyasetine kaçmasak
temsili demokrasiyi sevmesek
ama sırrı abiye de destek versek.
nası yapsak nası etsekde çıksak işin içinden..
neydi?
biz matematiği sevmeyen çocuklar
biz kentin tanrılarıyla savaşıyoduk demi?
öyleydi demi?
ben yanlış hatırlamıyorum.
a-politik olmak mıydı sorun
yoksa de-po-li-ti-zi-ye olmaktamıydı?
benim babamda karşı devrimciydi.
annemde evlen diyo bana.
hadi beni yine sev beni deli deli sev beni yine beni deli yine yine deli meli sev işte!
8 Kasım 2011 Salı
bir küçükşehir bunalımı vol.1
burası bana iyi mi geliyor, kötü mü bir türlü karar veremiyorum.
bir yandan iyi oluyo diyorum.geçmişimle yüzleşiyorum.
öte yandan bir türlü affedemiyorum o eski günahları
içindebulunduğuortamdankurtulmayaçalışanyalnızbirkadınınsevgiarayışları.
ne kadar da zavallıymışım diyorum.
ve ne kadar da zavallıyım hala.
ama hala sevemiyorum
anne babadan gizli telefon konuşmalarını.
öpüşememenin verdiği ızdırap ve öpüşmüş olmanın verdiği acıyla kıvrılıyorken
bir yandan o insanları bu denli aşağılarken diğer yandan kendimi o insanların kucağına attım.
üzgünüm sevgilim.
ben, senin iğrenebileceğin kadar ALATURKAYIM!
bir yandan iyi oluyo diyorum.geçmişimle yüzleşiyorum.
öte yandan bir türlü affedemiyorum o eski günahları
içindebulunduğuortamdankurtulmayaçalışanyalnızbirkadınınsevgiarayışları.
ne kadar da zavallıymışım diyorum.
ve ne kadar da zavallıyım hala.
ama hala sevemiyorum
anne babadan gizli telefon konuşmalarını.
öpüşememenin verdiği ızdırap ve öpüşmüş olmanın verdiği acıyla kıvrılıyorken
bir yandan o insanları bu denli aşağılarken diğer yandan kendimi o insanların kucağına attım.
üzgünüm sevgilim.
ben, senin iğrenebileceğin kadar ALATURKAYIM!
Kaydol:
Yorumlar (Atom)