22 Aralık 2012 Cumartesi

Primer Dismenore

Primer Dismenore'nin bugün bana nasıl bir kıyamet yaşattığını bir ben bir Allah biliyor. Ve yılbaşı gibi, her geldiğinde yeni kararlar aldırtıyor. 2 aya yakın bir süredir regl olamıyordum, başlangıçta bu düzensizliği umursamamış olsam da süre arttıkça gerilmeye başlamıştım. Dün gece, geleceğinin işaretini verince rahatladım ve sabah uyandığımda mutlu sona ulaştığımı düşündüm. Sanki Ekim sonunda bana kötü bir deneyim yaşatan o insana karşı bir zafer kazanmıştım. Tabii bu geçen sürede ertesi gün hapıyla serseme dönen hormon dengem ve ben mütemadiyen o olaya ve o insana sinirleniyorduk. Düşünsenize, o günkü fiziksel hadsizlik ve ardından sadece benim kendimi korumakla yükümlü oluşum ve olayı her hatırlayışta bir sürü sevimsiz nokta bulmam ve sonraki cinsel deneyimlerimde bu olayın beni hareketsizleştirmesi... Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, 2 ay sonra hala o olay yüzünden huzursuzluk yaşıyorum. Öte yandan, o insanla 2 hafta kadar önce konuştuğumda o güne kadar bu olay üzerine hiç düşünmediğini söylemişti. Bunların hepsini birlikte düşündüğümde, bedenimizin zarar görmeye açık alanlarının korunmasız bırakılması üzerinden bir güç dengesi kurulduğunu görüyorum ve öfkem gerçekten kat be kat artıyor. Şu minicik olayın 2 aydır benim dengemi bir sürü açıdan sarsmakta oluşunu ve o adamın sikinde bile olmayışını aklım almıyor. Gerçekten böyle olmamalı. İkili cinsiyet üzerinden düz mantık ve refleksif bir tepki gibi görünebilir ilk bakışta ama bizim gördüğümüz zararı onların da yaşamasını istiyorum. "Erkeklere dert anlatmaktan önce birbirimizi güçlendirmeliyiz." Eyvallah ama burda derdim, pipilileri iknaya ve empatiye çağıran bir karşılık verme değil. İkili cinsiyet üzerinden kurulan bir intikam güdüsü de değil. Bazı ortadan kaldıramadığımız biyolojik özellikler var bedenimizde, istesek de istemesek de. Ben, gerçekten hiçbir zaman yapmayacak olsam da böyle bir şeyi, doğurma yetisine sahibim mesela. Bununla beraber -düzenli olursa- ayda bir gelen regl sancıları, kan, kusma v.b.; bunların hiçbirini istemiyorum. Kadın olmam için bunlar gerekli mi? Kendime kadın dedikten sonra ve toplumda -gereğinden fazla- kadın olarak algılandıktan sonra o ağrılar niye... Trans kadınlık bir kenara, na-trans bir kadın bedeni doğurma yetisinden vazgeçme hakkına sahip değil mi? Her ay gelen o sancılar, ruhsal gerilimler, huzursuzluklar, kusmalar kadınlığımın devredilemez özellikleri mi? O na-trans ve hetero erkeklerin bedenleriyle-cinsellikleriyle kendimle kıyaslayamayacağım derecede az uğraşıyor olmaları büyük bir eşitsizlik değil mi? Hesabını kime soracağız? İnce çizgi, tam şu anda erkek düşmanı olarak görülmemek zor. Ama anlatmaya çalıştığım şey, günler hızla gelip geçerken, bir sürü yapmak istediğimiz şey varken, belki de aklımız bir çok şeye o pipili erkeklerden (her seferinde "na-trans ve hetero erkek" yazmak uzun geldiğinden burada pipiyi hem o erkeğin trans olmayışını hem de -sembolik veya gerçek anlamda- penetre etmek üzerinden iktidar kurduğunu anlatmak amacıyla kullanıyorum) daha fazla basarken; ne yazık ki, biz na-trans kadınlar ve translar, küçüklüğümüzden beri normlara uyma çabasında ya da normlara uygun düşmeyiş sebebiyle hem kendini keşfetme hem de topluma karşı durmadan mücadele verme halinde kalarak, en sığ bakışla, zamanımızın büyük bölümünü boşa harcadık. Yapmak istediğimiz o çoğu şeyi, psikologla görüşmenin öncesi ya da sonrasına erteledik. Regl olduk, bir gün evden çıkamadık. Hormon aldık, içimizde ve dışımızda değişen dengelerle baş etmeye çalıştık. Annemize kadınları sevdiğimizi açıklayınca ömrümüzün 3 ayı ağlamakla ve sevgimizi nefretten korumaya çalışmakla geçti. Ve karşımda duran o adam, 4 yıldır arkadaşım olan ama bana ne yaşattığını 2 aydır beynine yeterince sokamadığımdan emin olduğum o adam, bana da anlatması sebebiyle bildiğim cinsel-bedensel meseleleri olsa da kendisine dair, bunlarla benden ya da başkasından daha iyi mücadele edebildiğinden değil, akan normatif düzenin içinde kendisini yeniden ve yeniden kurması çok daha kolay olduğundan, pek çok şeyden bihaber yaşıyor. Toplumsal cinsiyete duyarlılığını sadece sözde değil teninde hissetmesini istiyorum, sanki böyle olmadıkça başkalarına da bana yaptığı kötülüğü yapacakmış gibi... Benzer bir durum yaşamış bir arkadaşımla konuşuyordum ve onun içindeki intikam isteğini anlayamıyordum; ben konuştum ve hallettim, böyle bir öfke-intikam isteği duymam gibi geliyordu. Ama zaman geçtikçe olay silikleşeceği yerde, bende izlerinin bir türlü geçmediğini ve şiddetini çeşitli durumlarda tekrar tekrar bedenimde hissettiğimi fark ettikçe, intikam almak istiyorum ben de. Bir yolunu bulup bedenlerimize verdikleri hasarı onlara hissettirmek istiyorum.
Aslında bu yazıda bugün regl sancısı ve beraberinde gelen kusma, baş dönmesi, ishal, deliliğin eşiğinden dönüş gibi "olgu"lardan bahsetmek istemiştim. Ama yazı kendi yolunu buldu. Pek çok şeyin kendi yolunu bularak en güzel şekilde sonuçlanacağına inancım var. O yüzden son dönemde zorlamayı bıraktım çoğu şeyi. İnanıyorum, sevilesi insanlar var ve karşılıklı sevileceğimiz koşullar var. İnsanlar ve koşulların en güzel kesişimi, insan eliyle yapılacak bir şey değil. 
Mesela şu an yazı kendi yolunu kaybetti... Hemen ilk cümleye dönerek sonuca bağlıyorum. İnternette şu iğrenç sancıları ve beraberinde gelenleri araştırırken yine karşıma her şeyde olduğu gibi düzenli spor, düzenli uyku, sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanmama gibi maddeler çıktı. Alkolü vazgeçilemeyecek bir şey olarak derhal bu listeden çıkarıyorum ve bakıyorum ki bu liste zaten gözle görülür şekilde benim iyiliğim için var. Sigarayı niye içtiğime bazen hiç anlam veremiyorum. Spor yapan biriydim ve onu da neden bıraktığımı anlamıyorum. Son zamanlarda uyku ve beslenme düzenim konusunda çok özensizim, çok fazla sigara-alkol tüketiyorum. Kendime ne garezim var? 4-5 saat exorcist modunda yatağımda kıvranırken bunları düşündüm. Yılbaşı arifesinde yine yeni yeniden bir iyileşme sürecine giriyorum sanırım. Reglinin ilk günündeki bir kadından oradan oraya atlayan ve belki de yer yer ne dediğini bilmeyen bir yazı geldi. Öperim, hepinize selametler dilerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder