yarın annem gelince, alsam onu karşıma.
taşranın yollarını anlatsam,
park ganita dinlenme tesisinini.
sevgiliden ayrılmayı anlatsam,
sonra o sevgiliyi her gece kabuslarında görmeyi.
trt'nin paralel koridorlarını anlatsam ona,
her seferinde nasıl kaybolabildiğimi.
canlı yayın rejisinden bahsetsem
iktidarın soğuk nefesini.
aşık olamıyorum anne diye ağlasam.
ben yalnız ölmek istiyorum.
kimseyi sevmek istemiyorum anne diye hüngür hüngür ağlasam.
insanlara bakmaktan ölesiye korktuğumu anlatsam
gözlerimi nasıl kaçırdığımı.
dokunmak ne kadar zor biliyor musun diye....
soramam.
bunu anlatamam.
ama dokunmak ne kadar zor.
ben kimseye dokunamam.
elimi uzatmaya kalksam, yapamam.
birini sever gibi olsam, yapamam.
saçlarını okşasam..
filmin o sahnesinde yüreğimin nasıl sıkıştığını anlatamam.
ben anneme o bakışları nereden tanıdığımı,
içimi kimin böyle kazıdığını,
dişimi bunca zaman nasıl sıktığımı,
kime diş bilediğimi,
kimin ağzıma sıçtığını,
nasıl eğilip büzüldüğümü,
nasıl korkaklaştırıldığımı,
bir insanın nasıl sevildiğini bilmediğimi,
birbirimizi yemeden sevişebilmenin mümkünsüzlüğünü
kısa saçlı garson kızları,
ketçap doldurma dansını,
kadını kadının katili yapan o yönetmene neden bu kadar kızdığımı
gül teyzeme benzemenin bana nasıl bir haz verdiğini,
intikamın lezzetini
ve onu bu kadar üzmeyi
bütün bunlar için göze aldığımı
anlatamam.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder