ben şiirleri sevmiştim.
duyduğum ilk şiir kutsal bir kitaptandı.
sonrakiler hep onu taklit ettiler.
şiirlere imandan geliyordu yaşama sevincim.
ve şairlerin koyduğu kurallar belirliyordu sınırlarımı benim.
ne zaman aşık olsam ve ne zaman aşksız kalsam hep şiirlere sığındım.
her sevgilime ayrı bir şiir yazdım.
kimisini adım gibi ezberledim, kendim gibi bildim
kimisini çöpe attım.
her sevişmenin sonuna bir şiir edebilmeyi isterdim.
bazı sevişmeler öyle güzel kokuyordu ki.
ılık bir sabahın ardından,mermere akıtılan serin sular gibi.
çıplak ayakların sızısı gibi.
balkon demirlerinden aşağıya sarkan çocuklar gibi.
sevgilimin güzelliğini anlatabilmeyi isterdim
cemal süreya gibi.
kelimeler birbirine dolaşır, birden uzaklaşırdı bütün anlamları dünyalıların.
ben yazdığım şiirlerde afrikadan uzakta olurdum muhtemelen.
ama ben okuyamadım hiç bir şiirini turgut uyarın, ismet özelin ve zarif beylerin
......
çok sevgili sevgilime.
ve şimdi her yokladığında o sevişme anları
okuyamadığım şiirler geliyor aklıma.
durup bakamadığım yüzler.
asfalttaki çukurlar ve kanalizasyon boruları geliyor aklıma.
keşke diyorum
yollar bu kadar toz kaldırmasa.
arabalar hep gitse
tekerlekler hep eskise
mevsim değişse
ama ah şu yollar
yollar keşke toz kaldırmasa da
karışmasa ortalık.
belki de bu nedenle gördüğüm ilk güzel göze şiir okuyasım geliyor.
pardon, size şiir okuyabilir miyim?
bakmayın ama bana öyle.
alt tarafı gözlerinizi beğendim.
ben meydan okumalara karşı şiir okuyamam ki.
şiirin zehri de olur bilirim.
neden hatırlattınız ki.
bilmez miyim sandınız.
merak etmeyin, öyle kolay her zehir işlemez her bedene.
olmadı uyanırız,
olmadı uyanırız,
baktık o da olmuyo
hiç uyumayız biz de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder