28 Eylül 2010 Salı

kalbini açan kalbi aç biri var,
ellerini boşluğa sunmaya
ve karşılık bulamamaya hazır,
belki de razı.
kaç kadını kaç erkeği doyurdu,
doymak için,
açlara attı kendisini
ve aç kaldı.
hala her gülüşü heyecanla alıyor kalbine.
hikayeleri güzel,
hikayeleri çok,
anlatıyor.
devamını bekliyor gülüşün,
korkutuyor.
çığlıktan bir şarkısı var,
dinletemese de söylüyor.
herkes bir sebepten gelmiş desek dünyaya,
o herhalde aşkı paramparça ediyor.
gülüşler,
donuk yüzlerinde
o kadınların,
o erkeklerin,
o korkanların.
gecelerini beraber geçirdiler
kalabalıktılar,
aç diye bağırdılar yüzüne.
açtı.
ve hep aç kaldı.
gülümsedi
gülüşü yayıldı,
kahkahalarına karıştı.
açlığın karında yarattığı hissi,
onun kadar derinden kimse tatmadı.
ona güldü,
onlara acıdı,
kahkaha attı.
ve hep aç kaldı.

20 Eylül 2010 Pazartesi

kanatlıdan daha iyi bir çözüm arayışı

kendi kanının kokusundan bunalmak
üst üste deodorant sıkmayı getirir
toplumun yarattığı baskıları yıkıyoruz ya hani
devire devire ayıp olurmuşları terbiyesizmişleri
ağda yapmıyorlar ya onun gibi
ya ben tam anlamadım ben gene de kan kokmak istemiyorum
biraz fazla mı açılıyorum
samimiyet, vitrinimizde şu da okuyor bu da okuyor geriliminden
yakışmayacak kadar
bayağı mı birinci yeni gibi
süleyman efendinin nasırının derdinde değilim ben
camlarımız titrerse de

bizim de rumuzlu takılmadan yazacağımız günler gelecekse
ondan evvel söylemek istediğimbir şey var
 benim lisede edebiyatım iyiydi
ama feni iyi olan varsa
gene yazsın gene söylesin ama evvela
çeşitli nevrotik
ve biyolojik
alanlara bir takım
açılımlar getirsin
komikli kadın laboratuarlarında

yastıklı orkid yapacağınıza

icat bekliyorum tıpkı
müzeyyen senar dinlerken
onun nasıl seviştiğini
kafamda canlandırmaya çalışıp canımı sıkmadan edemediğim gibi

köşe yazısı

büyük bir söz

*

ortalığı yıkıp geçen daha büyük bir söz

*

acımayla karışık bir ahlak dersi barındıran daha da büyük bir söz

*

ve belki bir sonuç, o 'hassas' konulara dair son söz.
(üç noktayı unutmak olur mu, bazen de öyle biter söz...)

yazının üstünde kocaman kafanız ve büyük puntolu adınız.
işte köşeleri böyle doldurdunuz, artık atlar mısınız?
biliyorum hayli yüksek ama tüm bu tümseği
büyük harflerinizi yığarak, siz yarattınız.

posibülitus

posibülitus: 21. yy çiçeği. ben buldum. dengemi sağlıyor, yanında değilken ismini söylemek bile rahatlamama yetiyor. daha yeni buldum, zihnimde bir yerde öyle durmuş bana bakıyordu. dedim hala sıyırmamışım tam, en azından dahi deli olmuşum. bu tarafsız bakış açım sayesinde hemen 'biz'e dair hatıralar ürettim, "ah ne günlerdi" gibi cümlelerle o günleri yad ediyorum şu an. neyse, arayan olursa bir sonraki uykusuzda yiğit özgür karakterlerinin arasında olacağım. karşı şeritten gelen kediyle mi çarpışırım, telefon ettiğim kişiye 'sizi mi aramıştım' mı derim, orası bana kalmış, ya da 'türbanın siyasi simge oluşu' ile ilgili şiirler yazarım, bu da iyiymiş. son bir şey söylemem gerekirse, biz çok fazlayız, korkmayın, şöyle de bir şey var.

19 Eylül 2010 Pazar

menopoz teyzenin şarkısı

google a aynı kadeh aynı mey şarkı sözleri yazılıp aratılarak oluşturulmuştur
***
elveda kanlı günlerim
artık kalamıyorum
bir başkayım bu akşam
regl olamıyorum

aynı adam aynı ev
bir tat alamıyorum
allahım bu nasıl şey
orgazm olamıyorum

ne altta ne üstteyim
bir garip hallerdeyim
yaşlı mıyım ben neyim
orgazm olamyıorum

nakarat.
***
evet yaptım bunu tuvalette söylüyordum söylerken eğlendim paylaşayım dedim affedin.

10 Eylül 2010 Cuma

Olympos'a Övgü-içime sazlı bir halk şairi kaçtı

'bu şiirimde, halk şiirinin ögelerinden yararlanarak yazın gezip gördüğüm yerler hakkında pastoral bir eser yaratmaya çalıştım.'

Dağlarından soğuk sular akar
Suların da turist nineleri yıkar
Âşıklar suyun kaynağına bakar
Ne güzel beldemizsin sen olimpos.

nisan ayı gelip havalar hafiften ısınınıca
mevsimin ilk olimposlusu boy verir usulca
şile bezi, boncuk, rasta birleşir çılgınca
Ne güzel beldemizsin sen olimpos

Bereketli toprağında biter olimposlular
mayıstan hazirana ısındıkça havalar
kepenkleri bir bir açar pansiyonlar
ne güzel beldemizin sen olimpos

bankamatik yok hele mcdonalds asla
burda küresel kapitalizm işlemez abla
yihu serseriyiz bohemiz allahına
ne güzel beldemizsin sen olimpos

gel şarabımızı alalım sahile dalalım
atlı candarma gelirse hemen saklanalım
yeni bebeklere artizlik yapalım
ne güzel beldemizsin sen olimpos

eğer entel isen tarihi eserde kitap oku
yok deli isen denizde mekik doku
burda farketmez hiç açı toku
ne güzel beldemizsin sen olimpos

hadi bu yaz bi delilik yapalım
hiç paramız olmadan tatile çıkalım
millet çekilince çardakta yatalım
ne güzel beldemizsin sen olimpos

tütün ve mamulleri, ilginç bileklik
geçer akçedir avarelik
sigaraya bile yok metelik
ne güzel beldemizsin sen olimpos

bu sene de iyi bohem kazıkladık
içirip içirip dansa yuvarladık
kafa dinleyenleri dağa kaldırdık
ne güzel beldemizsin sen olimpos

ve ekimle beraber yağar yağmurlar
şile bezliler eriyip toprak olurlar
işletmeciler yeni sezona kadar para sayar
ne güzel beldemizsin sen olimpos.

5 Eylül 2010 Pazar

te, se, cim.. Ha? Hı?

elif dedim be! dedim
gız ben sana ne dedim
ne dediysen he dedim

bi gün yolda yürüyodum tek başımaydım
ertesi gün gene yürüyodum ama yanımda biri vardı
ertesi gün gene
ertesi gün gene
ertesi gün gene
e bu böyle iyiymiş dedim ben
başkaları da geldi eklendik ucuca
yürüyorduk zaman geçiyordu
kimileri gidiyordu
güzel gözlü bir kürt kadını sırtını dönüyor demediği lafı bırakmıyordu mesela
karadenizli sarışın kadına ne olduğunu hiç anlamıyorduk
ya da.
kimileri de geliyordu
çoğaldıkça iyi oluyordu

bildiğin evrim geçirdik
kadının kadına evrimi dayatmasında bir sakınca göresim gelmiyor

yad etme şeysi yazmanın lüzumu yok
kadınlar var içimizden geçen içimizden çıkan içimizde yaşayan
çeşit çeşit kadın var
benimkilerin bazıları sümüklü ve ağlak
bazıları sever dayak
en sevdikleri ama hep yatak
içimizdekilerin
hedef koyar bazıları
vazgeçer erteler üşenir yok dişim yok başım der
hedefe koşarsa da
iyi yaptık iyi ettik der
ama olsa da olur olmasa da
disiplinin her türlüsüne alerjimiz var
yoo benim hiç de öyle değil diye yalanlayanlar da var
gene aynı yerde oluyor bunların hepsi bak hepsi aynı şeyin içinde
dizi izler
düğün evi gezer
banyo lifi örer
sakinleştirici içer
yılın yüzde yetmişbeşinde ne giyindiğine önem vermediği gibi saç ve makyaj kelimelerini cümle içinde kullanmaz
geri kalan yüzde yirmibeşin de
beşte biri ağda kaş bıyık
beşte biri temiz kıyafet giyme çabası
beşte biri dışarı çıkarken ya da işe güce giderken düzgün olma
beşte biri dinlenme
beşte biri evi temizleme
çabası, evet bu işlerin tam kendileri değil çabası ile geçer

kaşlarının şekli hiç bi zaman aynı olmadı ve oturmadı
yine içimizdekilerden gidiyor konu
çok kalabalıklar
valla
ben artık takip edemiyorum
birbirine uyan iki tanesi aynı döneme denk geldi mi her şey bomba

hadi karar alalım
bu dönem derslere gidelim
evi temiz tutalım
dışımızdakilerden biraz 'effect' bulalım(ismi lazım değil)
birbirimize kalalım
birbirimize kızalım
fringe in yeni sezonu çıkarsa bi tek ona bakalım
önümüze gelene bin tekme atalım

ama ucuca eklenelim
içimizden çıkanlar salahiyet bulsun yenileri geldikçe.
yoksa kafayı yedirtçekler

2 Eylül 2010 Perşembe

bu iş çok zor yonca...

Kime benzememeliydim ben? Kimin gibi olmamalıydım?
Bu sıralar bu sorularla uğraşıyorum. Kimlik karmaşası yaşayan bi ergen değilim daha o aşamaya gelemedim sanırım benim yerime karar verenler var ne de olsa..
Başta annem gibi olmamalıydım değil mi? Öyle der annem hep! Kendini ailesi için feda etmişti ama onun gibi olmamalıydım yine de. Sonra koca(koca dan hep korktum ben koca-kocaman-kocamaz..) denilen o varlığın eline bakardım bi 5 lira versin de harçlık yapiyim kendime diye.Şu komşu öğrenci kız var ya pek bi modernmiş ama o da abartıyormuş canım erkeklerle ilişkisini, apartmanın huzurunu kaçıvermişler kardeş! Ama erkeklerin eninde sonunda dikkat ettiği bişi varmış canım modernlik falan da dinlemezlermiş. Onlara kanıp da yazık etmemeliydi kendine kızcağız.Ne de olsa bi aile kuracaktı o da eninde sonunda.Devlete millete de hayırlı bi insanmış bu kız. Çağdaşmış baya şu laik olanlardan. E hani şu köydeki akraba vardı daha 18ini doldurmayan o da bi erkeğe kanıp kaçıvermiş kocaya. Kocamanmış adam, gerçekten 35 yaşında falanmış kandırmış kızı. Aman cahilmiş bu kız da canım, okulu falan da bırakmış o taraflarda bezi yokmuş.(şey aslında o okulu bırakmalar öle olmuyo şimdi p.bourdieu diyo ki bizim farklı sermaye çeşitlerimiz var kültürel sermaye falan hem okulda ne var ki kadınsın işte yerin belli hmm kimse dinlemiyo beni yine düğünün ne zaman olcağından konuşuyolar)Ben şanslıymışım ama öle diyolardı en son
Ne diyodum annem gibi olmamak için mücadele verecektim ama komşı kız gibi de abartmayacaktım. Neyse ki o terbiyeyi vermişlerdi bana..En çok şeylerden olmamlıydım ben hmm şeylerden işte canım .Şu bizim okula “özgürce” girebilen kendilerini örtülerin ardına saklamış örümcekten de öte olan o varlıklara benzememeliydim işte.Sahi onlar nasıl yaşıyolardı gerçekten? Dokunabilir miydim onlara? (belki de zehirli olanları vardır ne dersinJHep grup halinde gezerlermiş. Taktikleri falan da varmış çevresindekileri “türbanlamak” için.Yaklaşmamalıydım onlara. Eğer onlara benzersem, kuyunun dibinde o karanlıkta bulucakmışım kendimi. Okulu da bırakıp bi erkeğe kanıp(köydeki akraba gibi) camdan bile bakamyan bi zavallıya dönüşürmüşüm . Sürekli çocuk doğururmuşum o kuyunun içinde.Yok yok en çok onlar gibi olmamalıydım ben.Şu aldığım terbiye de izin vermezdi ki zaten böyle şeylere son damlasına kadar Atatürkçülüğü içeriyordu çünkü (anam sözlük kendi kendine “A” ya çevirdi benim “a”yı o da edepli bak atasına karşı)
Yahu peki ben ne olmalıydım? Şu saydığım kadınların bölgesi yasaklı. Bana nasıl bir alan kalmıştı acaba kadın olarak yaşamaya? O alanı da onlar belirliyordu dimi? Ben hiçbişi olmak istiyodum belki de..Hiç sormamışlardı ama nasıl biri olduğumu. Beni şöyle tanıyorlardı hani okulun ilk günleri tanutırız ya kendimizi, ya da şey vardı ilkokulda biribirimize doldurduğumuz anketler ordaki bilgileri bile bilmiyorlardır bu “çok bilmiş özneler”(Bülent somaya selamJ Vel hasılı kelam kendimi tanımlamak için öteki kadınlara ihtiyacım vardı onlar gibi olmamalıydım ya. Onlar olmasaydı peki? Ya yok olurlarsa işte o zama o kuyu beni bekliyor olacak..
Ben nasıl yaşamak istiyordum?Onların işlediği duvarlar arasında nefes alabiliyor muydum sormuyolar dı bile. Arada sorar gibi yapanlar da olmuyo değil ama dinlemiyolardı yine,Sesini en çok çıkartan haklı oluveriyordu Bülent Ortançgilin dediği gibiJ çok severim ben o şarkıyı” Bu iş çok zor Yonca” evet zordu çünkü insanlar konuşmayınca..
Konuşamıyordum ben bu çok bilmiş öznelerlere güvenmiyordum ya zaten. Arkada tvden bi ses geliyor. Aa! Kılıçdaroğlu çözecekmiş bu meseleyi. Ah be Kemal! Ne kadar da bekletmiştin beni. Sesin gür çıkmaya başlamış sen de “ haklı” olmaya başladın sanırım. Gel çöz şu bu meseleyi. Belki seni dinler benimkiler. Ne de olsa Gandhi Kemalsin sen. Büyük dedeme de benziyormuşşun. Sen söyleyince babannem de kovmaz belki evinden, hatırlar yine benim de onun torunu olduğumu bi Hizbullahçı olmadığımı. Babam sen söyleyince anlar bak. Valla diyorum seni benden daha dikkatli dinliyor. Ne de olsa ben dünkü bok 2 kitap okuyup hariçten gazel okuyorum işte. Ama seni dinler işte! Kıskanıyorum seni bazen..Evet evet hem de çoğu zaman. “Kıskanmak…” Keşke Zeki Demirkubuzun filmindeki gibi bu kıskançlığım biraz olsun mahvedebilseydi seni (sevmem seni bilirsin aslında bakma senden medet umduğuma)Belki de filmdeki gibi olmaz bu kıskançlık benim hayatımı mahvetmez ben kazanırım bu sefer ne dersin Kemal tamam tamam korkma şeriat getirmeyecez Sen çöz şu meseleyi hallederiz kişisel sorunlarımızı dimi?
Bu sefer de bi erkeğe ihtiyacım var bi erkeği ikna etsin diye..istemiyorum hiçbirinizin kararlarını falan. O hep olmamam gereken kadınlar vardı ya söylenen hani erkeklerin dünyasına sıkışıp onlara bağımlı olanlar ne farkım vardı peki onlardan ? Kime bağımlıydım ben Allah Aşkına! Sadece inandığım yaratıcının kurallarına göre yaşamak istemiştim oysaki!

toprak ana devlet baba

babası olmayan çocuklar istiyorum
ve bilmesin babalarını çocuklarım!
benim dahi olmasın o çocuklar
sevgi pıtırcıklarım.

bütün çocukları sevmek
bütün kadın ve erkeklerle sevişebilmek
soru sormadan cevap vermeden
sevişmek sevmekten gelir
havayı suyu sevmek
rüzgarla sevişebilmek..

toprağın güzel insanlarını doğurmak istiyorum
topraktan aldığım aşkla onlara uçmayı öğretebilmek..
geri dönmek isterlerse kendi bilecekleri iş..

isa yı da ben doğurdum
muhammedi budayı da...

bütün derdimiz babasızlıksa eğer
ucunda korku ve iktidar varsa mülkiyetin
bırakın hepimiz piç kalalım!

Ananem annem ben

Ananemin midesi bulanıyor ve kambur
Elleri ayakparmaklarına değecek pozisyonda gezmeyi seviyor
Annem ona bakıyor
Ama kendisi de hasta
Ben ikisine de sadece bakıyorum
İkisi de bana para veriyor
Ben okuyormuşum

Ananemin küçük naylon poşeti var gömleğinin içinde çataliğneylen tutturmuş
Dedemin üçaylığından artırmış
Annemin yatakodası kapısının önünde paspasaltı var
O da babamın üçaylığından kalma

Mesela ütü masası kılıfı görünce
Yeni bir borcam
Dörtlü sehpa ki ismi bir şiire ençok yakışan kelimelerden, zigon
Ya da benim ayakkabımı beğenmediklerinde
Elleri hemen bu çıkınlara gider

Benim yok çıkınım ziraat kartım var
Ayın üç haftası boş

Annem de doktorluk ama kendi annesine çaktırmaz
Sonra gelir bize dedikodusunu yapar ananemin…
O dedeme o babama ben ellere
Söylenir dururuz
Ellerin dedemin ne çektiğinden haberi yok
Kadınlığımı genetikleştirmiyorum bir saniye
Sadece biraz benzemişiz tesadüfen

Ananem yazma oyası ipliği ve tesbih püskülü gibi kokuyor
Annem rokayı fazla yıkamaktan buruşmuş parmak gibi
Ben nası koktuğumu bilmiyorum
Depozitolu efes şişesi
Kendime ait olmayan baksır
Giderken yere dökülmüş saç
Başkasının banyosunda yeni yıkanmış ayak
Seçilmiş yarısı yenmemiş yemek gibi kokuyorum galiba
Gördüğünüz gibi benzemeyen yanlarımız da var

Onları nasıl ve neden sevdiğimden habersiz
Doktor olamadığımdan hafif kırgın
İleride bakarım diye bana yatırım yapadursunlar
Ben yemeğin altını kısınca iş gördüm sanıyorum
Huzursuz sıkılgan bir uykudan uyanmışlıkla

BENİM BÜTÜN KADINLARIM

hayır her kadın adet olmaktan nefret etmez...
aynada güzelliğini seyredip gözlerini boyamak da her kadını mutlu etmez.

her kadın aynı tutkuyla aşık olmaz bikere
ve her kadının ölmeye yatmak için ayıramıyacağı vakti olmayabilir.

reklamların aksine her kadının farklı alış veriş alışkanlığı vardır..
almak değildir her kadını mutlu eden
bazıları vermeyi sever.

parlak ışıkların altında her kadın aynı şekilde parlamaz
kimisinin gözünü alır ışıklar..

şehrin ışıkları her dişi bedeni aynı şekilde yakmaz
kimisini bronzlaştırırken kimisini çürütür

her kadın bak-ım- lı olmayabilir
kimisi bakmak ister
kimisi bakılmak
kimisi yok olmak..

sadece görmek isteyen kadınlar tanıdım..
ben ne yöne bakıcağımı bile bilemezken
insanların içlerini gören kadınlar..

insanlara aşkı saçan kadınlar
aşka aşık değil
aşkın beden bulduğu kadınlar..

hayır yalan söylüyor kadınlar hakkında yazan kadın yazarlar
her kadın üzerindeki tenin ağırlığından şikayet etmez
ve her erkek kadından önce boşalmaz

sevgilisiyle bir bütün olan kadınlar vardır
artık kadın olmayı bile bir kenara bırakmış
sadece aşık olan kadınlar

her kadın kraliçe olmak istemez

ve hayat peri masalı olmasa bile bu hayatı seven kadınlar var

evet evet kesinlikle yalan söylüyor bu kadınlar hakkında yazan kadın yazarlar!

ne istediğini çok iyi bilen kadınlar var
ve kendi istekleri uğruna diğer hayatları mahfedemiyecek kadar yürekli kadınlar!

kendi yolunu başkalarının üzerlerine basmadan çizebilen kadınlar var
ve erkeğiyle aynı anda orgazm olan.

ailesini seven kadınlar var
çekip gitmeyi istemeyen
hiç durmadan konuşabilen ve susmak istemeyenleri var
ve siz kadınlar hakkında yazan kadın yazarlar
siz inanmasanızda hiç bir zaman durup soluk almaya ihtiyacı olmayan kadınlar var bu hayatta!

dedim ya her kadın kraliçe olmak istemez
o nedenle bana peri masalı anlatmayın lütfen!