2 Eylül 2010 Perşembe

bu iş çok zor yonca...

Kime benzememeliydim ben? Kimin gibi olmamalıydım?
Bu sıralar bu sorularla uğraşıyorum. Kimlik karmaşası yaşayan bi ergen değilim daha o aşamaya gelemedim sanırım benim yerime karar verenler var ne de olsa..
Başta annem gibi olmamalıydım değil mi? Öyle der annem hep! Kendini ailesi için feda etmişti ama onun gibi olmamalıydım yine de. Sonra koca(koca dan hep korktum ben koca-kocaman-kocamaz..) denilen o varlığın eline bakardım bi 5 lira versin de harçlık yapiyim kendime diye.Şu komşu öğrenci kız var ya pek bi modernmiş ama o da abartıyormuş canım erkeklerle ilişkisini, apartmanın huzurunu kaçıvermişler kardeş! Ama erkeklerin eninde sonunda dikkat ettiği bişi varmış canım modernlik falan da dinlemezlermiş. Onlara kanıp da yazık etmemeliydi kendine kızcağız.Ne de olsa bi aile kuracaktı o da eninde sonunda.Devlete millete de hayırlı bi insanmış bu kız. Çağdaşmış baya şu laik olanlardan. E hani şu köydeki akraba vardı daha 18ini doldurmayan o da bi erkeğe kanıp kaçıvermiş kocaya. Kocamanmış adam, gerçekten 35 yaşında falanmış kandırmış kızı. Aman cahilmiş bu kız da canım, okulu falan da bırakmış o taraflarda bezi yokmuş.(şey aslında o okulu bırakmalar öle olmuyo şimdi p.bourdieu diyo ki bizim farklı sermaye çeşitlerimiz var kültürel sermaye falan hem okulda ne var ki kadınsın işte yerin belli hmm kimse dinlemiyo beni yine düğünün ne zaman olcağından konuşuyolar)Ben şanslıymışım ama öle diyolardı en son
Ne diyodum annem gibi olmamak için mücadele verecektim ama komşı kız gibi de abartmayacaktım. Neyse ki o terbiyeyi vermişlerdi bana..En çok şeylerden olmamlıydım ben hmm şeylerden işte canım .Şu bizim okula “özgürce” girebilen kendilerini örtülerin ardına saklamış örümcekten de öte olan o varlıklara benzememeliydim işte.Sahi onlar nasıl yaşıyolardı gerçekten? Dokunabilir miydim onlara? (belki de zehirli olanları vardır ne dersinJHep grup halinde gezerlermiş. Taktikleri falan da varmış çevresindekileri “türbanlamak” için.Yaklaşmamalıydım onlara. Eğer onlara benzersem, kuyunun dibinde o karanlıkta bulucakmışım kendimi. Okulu da bırakıp bi erkeğe kanıp(köydeki akraba gibi) camdan bile bakamyan bi zavallıya dönüşürmüşüm . Sürekli çocuk doğururmuşum o kuyunun içinde.Yok yok en çok onlar gibi olmamalıydım ben.Şu aldığım terbiye de izin vermezdi ki zaten böyle şeylere son damlasına kadar Atatürkçülüğü içeriyordu çünkü (anam sözlük kendi kendine “A” ya çevirdi benim “a”yı o da edepli bak atasına karşı)
Yahu peki ben ne olmalıydım? Şu saydığım kadınların bölgesi yasaklı. Bana nasıl bir alan kalmıştı acaba kadın olarak yaşamaya? O alanı da onlar belirliyordu dimi? Ben hiçbişi olmak istiyodum belki de..Hiç sormamışlardı ama nasıl biri olduğumu. Beni şöyle tanıyorlardı hani okulun ilk günleri tanutırız ya kendimizi, ya da şey vardı ilkokulda biribirimize doldurduğumuz anketler ordaki bilgileri bile bilmiyorlardır bu “çok bilmiş özneler”(Bülent somaya selamJ Vel hasılı kelam kendimi tanımlamak için öteki kadınlara ihtiyacım vardı onlar gibi olmamalıydım ya. Onlar olmasaydı peki? Ya yok olurlarsa işte o zama o kuyu beni bekliyor olacak..
Ben nasıl yaşamak istiyordum?Onların işlediği duvarlar arasında nefes alabiliyor muydum sormuyolar dı bile. Arada sorar gibi yapanlar da olmuyo değil ama dinlemiyolardı yine,Sesini en çok çıkartan haklı oluveriyordu Bülent Ortançgilin dediği gibiJ çok severim ben o şarkıyı” Bu iş çok zor Yonca” evet zordu çünkü insanlar konuşmayınca..
Konuşamıyordum ben bu çok bilmiş öznelerlere güvenmiyordum ya zaten. Arkada tvden bi ses geliyor. Aa! Kılıçdaroğlu çözecekmiş bu meseleyi. Ah be Kemal! Ne kadar da bekletmiştin beni. Sesin gür çıkmaya başlamış sen de “ haklı” olmaya başladın sanırım. Gel çöz şu bu meseleyi. Belki seni dinler benimkiler. Ne de olsa Gandhi Kemalsin sen. Büyük dedeme de benziyormuşşun. Sen söyleyince babannem de kovmaz belki evinden, hatırlar yine benim de onun torunu olduğumu bi Hizbullahçı olmadığımı. Babam sen söyleyince anlar bak. Valla diyorum seni benden daha dikkatli dinliyor. Ne de olsa ben dünkü bok 2 kitap okuyup hariçten gazel okuyorum işte. Ama seni dinler işte! Kıskanıyorum seni bazen..Evet evet hem de çoğu zaman. “Kıskanmak…” Keşke Zeki Demirkubuzun filmindeki gibi bu kıskançlığım biraz olsun mahvedebilseydi seni (sevmem seni bilirsin aslında bakma senden medet umduğuma)Belki de filmdeki gibi olmaz bu kıskançlık benim hayatımı mahvetmez ben kazanırım bu sefer ne dersin Kemal tamam tamam korkma şeriat getirmeyecez Sen çöz şu meseleyi hallederiz kişisel sorunlarımızı dimi?
Bu sefer de bi erkeğe ihtiyacım var bi erkeği ikna etsin diye..istemiyorum hiçbirinizin kararlarını falan. O hep olmamam gereken kadınlar vardı ya söylenen hani erkeklerin dünyasına sıkışıp onlara bağımlı olanlar ne farkım vardı peki onlardan ? Kime bağımlıydım ben Allah Aşkına! Sadece inandığım yaratıcının kurallarına göre yaşamak istemiştim oysaki!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder