Şimdi en azından biz kadınların kendi
içerisinde çoktan kapattığı bir tartışmayı yeniden gündeme getiriyorum:
Çıtçıtlı Atlet!
Yaklaşık yedi sekiz senedir kış
aylarında (hatta çok aşırı sıcakta terleyen insansanız kıyafetinize yansıyan
çizgi çizgi terleri emmesi suretiyle yaz aylarında bile) en sevdiğim, çıtçıtlı
atletim.
Bu blogun çekirdeğini oluşturduğu minikkadın
alemimizde bunla ilgili tartışmayı çoktan kapatmıştık biz. Üzerine konuşmaya
değmez. Kimi insan şu şekil giyinir, kimi insan bu şekil, ama lakin ki öyle
değildir, herkesin hayatına kimse karışamaz. hatırlayalım:
Özellikle kışın giydiğim taytların ve
yünlerin bana verdiği mayışıklıkla ve yeni yıkanmış elin buz gibiliğine
duyduğum korkularla kış mevsiminin sevişmelere düşmanlık beslediğine inandım
hep. Öte yandan yaz demeden kış demeden gününü gün eden siz komikli kadın arkadaşlarımla
geçirdiğim uzun tartışma seansları sonrasında bunun benim üşengeçliğimden başka
bir şey olmadığını da anlamış olduk. (iki kat çorap çıkar, sonra onları tekrar
giy, amaan yat uyu boşver.)
Çıtçıtlı atlet meselesine gelince, hakkında
yaptığım uzun araştırmalar ve kısa geyikler sonucunda kendisinin de sevişme
düşmanı ilan edildiğini öğrendim.
“Penetrasyona giden yolda önümüze
çıkan her engeli elimizin tersiyle çarpmak suretiyle deviriyoruz çünkü çok fena
adamlarız biz”temalı bu iddianın ne menem olduğunu tahmin etmek zor değil tabi.
Bazı kadınlar da böyle düşünüyor olabilir o zaman o da otomatikman tatlı bir
fikir olabilir o ayrı. Ama ne yalan söyleyeyim bence hiçbir engel teşkil
etmesindi . Nesi vardı çıtçıtlı atletin? Bütün bu şakalar efendime söyleyeyim
kıyafetlere bahane bulmalar filan hakikaten içinden sevişesi gelmeyen
insanların işi değil miydi?
(ayrıca şu çok pratik de çok mu seksi
sanki?)
İnternet araştırmasında çıtçıtlı atlet
sektörünün renk model konusunda ne kadar geliştiğini de gördüm. Ayrıca hakkında
yaptığım yüzlerce sayfalık sözlük araştırmaları da tabi ki beni şaşırtmadı.
Atletimiz bilin bakalım kime mal edilmiş? (K ile başlıyor, 6 harfli, var
olmayan bir kategori). Bekaret kemeri diyenler olmuş onlara gereken cevabı
vermek yerine şu anti klişe timi tokatlarından yolluyorum.
Çıtçıtlı atlet işte. Öyle. İlk
başlarda yarattığı ani şoklarla bize de şaka malzemesi olmuş, ama özellikle regl
dönemlerinde hayatımıza sağladığı katkılarla takdir toplamış, sevenin giydiği
sevmeyenin giymediği bir şey olarak önemsizleşip gitmişti.
Derken. Geçen gün yeniden gündemime
girdi. Aslında ilk olarak, İstanbul’un kuzeyinde geçirdiğim ilk kışa adımımı atarken
normalden daha ince giyinme inadımla gündeme geldi. İnatla giymedim kendisini,
dolaptan öyle birbirimize baktık ağlamaklı gözlerle.
Hava sıcaklığının 5 dereceden de aza
inmesiyle en sonunda kavuştuk tabi. Esas macera bundan sonra başladı. Bir sabah
koşarak eve gelip kendimi “çıtçıtlı atlet”in İngilizcesini ararken buldum.
Sonra da İngilizcesini Google görsellerde aradım. Aradım. Aradım. Bulamadım.
Allahım! Yoksa çıtçıtlı atleti Avrupaya ben mi getirdim? Siz hiç bu hisse
yakalandınız mı? Hemen bir kamuoyu yoklaması yaptım. Tam anlatamadım ne
olduğunu bence. Kimisi iyi fikirmiş keşke olsa dedi. Kimisi evet bizde de var
dedi. Kimisi de hahaho hihihio diye güldü. Ya şimdi var mı yok mu. Birisi bana söylesin.
Hayatında hiç çıtçıtlı atlet görmemiş
adamı hayatında ilk defa gören bir kadının hikayesi işte bu. Herhangi bir zor yada komik duruma düşürülmeden de bu kadın kendi kendine oturup gülmeye başlamış o an.
Belki altı yedi sene evvel üniversiteye yeni başlamış kızlarken çoktan güldükleri
bu sahnenin yeniden gelip onları bulmasına. Bir an o çıtçıtlı atletin orda
olduğunu bilen bütün eski sevgilileri aynı anda özlemeye sonra bu hissiyatı
memleket hasretine bağlamaya kadar gidebilecek çok tehlikeli bir gülme krizi.
Sonuçta gülme krizi kısa sürmüş. Kadın
karşısındaki garibana da niye güldüğünü anlatmış o da gülmüş. Ama benim sorular
aklıma takılıp kaldı. Birincisi, lütfen çıtçıtlı atletin İngilizcesini biri
söylesin. İkincisi nerde var? Hem lazım olursa alırız. Gurbet elde
bir çıtçıtlı atlettir aldı başını gidiyor. “Belini üşütme evladım” mı? “Oh mis gibi sıcacık” mı? “Zıbın”?
Aşağıda da ekşi, itü, uludağ gibi
sözlüklerden kadınlı erkekli en klişe yorumlardan bir derleme:
günlük
hayatta beli kapattığı için kullanım rahatlığı sağlayan ancak içkili bir yere
gittiğinizde özellikle bira içiyorsanız her tuvalet seansını cehenneme çeviren,
bira ve tuvalete gitme sayısı arttıkça işinizi daha da zorlaştıran body türü
***
bazı
kezbanlarda komplekse neden olmuş kadın iç giyiminde önemli bir ürün.
"giyiyorum.*" veya "giyiyorum sizene" diyeceğine hala "erkekler şöyle, böyle" deyip erkeklere saldırarak kendince bir savunma mekanizması geliştiriyor.
***
"giyiyorum.*" veya "giyiyorum sizene" diyeceğine hala "erkekler şöyle, böyle" deyip erkeklere saldırarak kendince bir savunma mekanizması geliştiriyor.
***
o gün
sevişmeyeceklerin kurdukları bir klan.
***
sokakta
victoria's secret defilesine yetişecekmiş gibi götü başı açıkta gezen seks
ilahesi ablalarımızı tenzih ederek konuşuyorum ki, alttan çıtçıtlı badi denen
icat hassas bağyan bünyelerine ilaç gibi gelen, kış günü böbreklerimizi elimize
almamızı engelleyen, cırcır filan olmaktan koruyan, 19 yaşında yumurtalık ya da
idrar yolları iltihabıyla kanki olup 30 yaşında -allah korusun- kısırlığa
merhaba çakma ihtimalimizi azaltan güzel bi icattır.
allahın günü sevgilisiyle saten çarşaflar içinde kırmızı loş ışık eşliğinde fantaazi yapanlar giymeyiversin.
allahın günü sevgilisiyle saten çarşaflar içinde kırmızı loş ışık eşliğinde fantaazi yapanlar giymeyiversin.
***
21.
yüzyılda kullanılan, postmodern, şifresi çok kolay olan bekaret kemeri. mantığını
hala anlamış değilim.
***
türk
erkeği psikolojisini ve sosyal hayatını derinden etkileyen bu hususta
düzinelerce makale, ciltlerce şiir, yüzlerce deneme yazabilir.
***
Bekaret kemeri yerine çıtçıtlı badi
kullanmak



şartları göz önüne alarak çıtçıt + içlik tartışmasını da bir düşünmek lazım(abesle iştigal etmek açısından:) bi de ince giyinme inadın beni korkutmadı değil, parmak arası terlik giyersem bence bahar gelir günlerini hatırlattı. Yapmayasın öyle şeyler:)
YanıtlaSilbira yorumu içinse bi noktadan sonra çıtçıtlamama ihtimali de düşünülebilir, beli ısıtsın yeter.tabii arka kısmının(kuyruk?) pantolonun dışında kalması ihtimaline de dikkat etmeli.
YanıtlaSil1- öce içliği giyip çıtçıtı üzerine çıtçıtlayarak elde edilen jimnastikçi görüntüsü. akıllara zarar.
Sil2-kuyruğun arkadan sallanması çok fena başıma gelmedi umarım kimsenin de gelmez.
3-bi de pantalon kenarından belde sağlı sollu parantez şeklinde açıklıklar çıkması var löp et o da hiç hoş değil.
içlik giyen insan bence insanlık namına sevişme öncesi süreçte o içliği bişekil elimine etmelidir. artık banyoda çıkarıp çantasına mı koyar napar. (mürekkepli içlikleri olanlar napsın :) )
(gerçi aşırı içli dışlı düzenli ilişkilerde böyle nezaketler özenler yok.
aaah ah nerde o süslenerek gidilen sevişmeler dedirtir.)
ben de çıtçıtlı atleti kritik noktalarda çaktırmadan kendim açma yoluna gidiyim diyorum ama yine de o görüntü hoş değil.
ve evet parmak arası terlik giyersem bahar gelir
ben de türkiyeye dönünce bizim buz gibi sandığımız havalarda terllikle şortla gezen sarı sarı tiplerden olacaaaaam
sarı mı olcam mı? yok yok
Silben yıllardır fist datelerde bile içliğimi de giyerim çıtçıtlı badimi de. hiiç de kimse için kendimi hasta edemem
YanıtlaSil. önemli olan dış güzelliğim değil iç güzelliğim en nihayetinde.
bilmiyolarsa da öğrensinler. bence asrın icadı. ayrıca bence çıt çıtlı badi seksi bir şey. vucudu topluyor, forma sokuyor, ama kuyruk meselesine dikkat etmek lazım o ayrı.
YanıtlaSilya sen niye artık yazmıyon
YanıtlaSil