Sıra arzuların akacağı ana geldiğinde kapat müziği, kapat ışığı. Karanlık beni korkutuyor tek başımayken, yani karanlıktan korkmamak başka türlü korkutuyor. Ertesi gün o ışığı açık bırakmam gerekecek. Öncesi ve sonrası olmayan bir gecelik karanlıklar, bir sürü karanlık... Seni karanlıkta da görebildim, sana çevirdim yüzümü, sabah olup ayrılınca bakacak yer bulamadım. Günlerdir bulamıyorum. Sabah olur, güneş doğar, çiçekler açar, mutlu şarkılar bunları yazar. Oysa, dedim ya, şarkılar hüzünle güzel. Sabah olur, uyanırsın -uyuduysan- ve kötü şeyler kaldığı yerden... Kötü şeyler dediğim de senin benim küçük dertlerimiz, bir şeyleri gereğinden fazla düşünmelerimiz, önemsiz ve anlatılmaya değmeyecek şeyler. Onların ortasında bir durak şu altımızdaki tek kişilik yatak ve tek kişilik çarşaf ve tek yastık ve yine şiirlere kötü referanslar yapmaktan kendimi alamadım. Oldu, bitti, teşekkürler, güzel bir geceydi, çat! Sonrasını sormadığın gecelerin de bir sonu varmış. Kendimi alamadığım şeyler beceriksizce yaptığım söz oyunlarından ibaret değil, bazı insanlar da bu 'şey'lerin içinde. Şimdi senden kendimi alamadığım ve bu yüzden yer yer boşluklu bir yapıya dönüştüğüm şu günlerde tek sorduğum şey, "Sonrasında ne olacak?". Ve hiçbir şeye odaklanamadığım bu günlerde tek yapabildiğim şey bunu sormak.
Bu yazıyı sana yazmayacaktım. Herkesin ve neredeyse bütün duyguların bir noktada korkulacak şeyler olduğundan bahsetmekti baştaki isteğim. Geldin, seslendiğim oldun ve yazıyı ele geçirdin. Şimdi ışıkları kapatmayı bekliyorum. Günün ilk saatlerinden itibaren gözüm güneşte, havanın kararmasını bekliyorum. Güzel akşamlarda kötü hikayeler anlatma, karanlıktan korkutma beni.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder