İlginç olan benim çift kişilik yatakta gördüğüm hayalin korkusuyla kalkıp çift kişilik yatağın acısıyla ağlarken, senin yazını okumamdı ve öyle güzel yazmışsın ki korkularımdan beslenmekten başka ne gelir elden.
her gün bir parça yiyelim korkularımızdan,
bazen birleşip ziyafet çekelim.
bazen üzerine tuz biber ekelim.
tatlı niyetine korku verelim.
şimdi bana bir bardak korku gerek
benim tam dört yastığım var.
pasifloradan daha hafif olmayan herhangi bir eczanede satılan ya da satılmayan hiç farketmez her şey midemizle buluştuğunda beynimizde bir takım duygularla buluşur ve buna biz komikli kadın şiiri diyoruz
25 Şubat 2013 Pazartesi
20 Şubat 2013 Çarşamba
Korkut Korkut Kelimeler
Dünya beni korkutuyor. Dünyanın dönüşü değil, belirsizliği değil. Belirsizliği. Keşfetmeye gücüm yok bir çok şeyi. Şarkılar geliyor, geçiyor. İnsanlar geliyor, geçiyor. Herkes beni korkutuyor. İncitmek korkutuyor, incinmek korkutuyor. Çözülmesi sigarayla bile zor. Bağırıyor şarkılar, bağırdıkça içime işliyor. Omuzlarımdan ürperiyorum. Bu tek kişilik yatağı tasvir etmek zor. Tek diyebileceğim, sen yanımdayken hiç daralmıyor. Yatak daralmıyor. Omuzlarımı ısıtıyor. Acımak hiç bu kadar güzel şekilde mümkün olmamıştı. Arzunun akması gereken yere –nihayet- aktığı o gün sözcükler kulaklarımda çınladı. Ses var, söz yok, ses var, söz yok, uyuduk, uyandık, söz var. Söz verme. Sözler beni korkutuyor. Belirsizlik sürsün. Belirsizlik korkutuyor. Boşluklar dolsun. Boşluklar da korkutuyor tabii. Her boşluk aşksa? Aşk korkutmaz mı insanı? Tek kişilik yatakta yaşanan aşk ne kadar yayılabilir etrafa? Tek kişilik yataklar korkutuyor. Daralmamış olması genişleyebileceği umudunu vermiyor. Ah, çık meydana, ismin söz oyunu yapılamayacak kadar uzağında sıradan kelimelerin. Yazılmış bir şarkıyı isminle söyleyebiliyorum ancak. Neşeli bir şarkı, duymana gerek yok. Neşeyi paylaşmanın daha güzel yolları var ve şarkılar hüzünle güzel.
Sıra arzuların akacağı ana geldiğinde kapat müziği, kapat ışığı. Karanlık beni korkutuyor tek başımayken, yani karanlıktan korkmamak başka türlü korkutuyor. Ertesi gün o ışığı açık bırakmam gerekecek. Öncesi ve sonrası olmayan bir gecelik karanlıklar, bir sürü karanlık... Seni karanlıkta da görebildim, sana çevirdim yüzümü, sabah olup ayrılınca bakacak yer bulamadım. Günlerdir bulamıyorum. Sabah olur, güneş doğar, çiçekler açar, mutlu şarkılar bunları yazar. Oysa, dedim ya, şarkılar hüzünle güzel. Sabah olur, uyanırsın -uyuduysan- ve kötü şeyler kaldığı yerden... Kötü şeyler dediğim de senin benim küçük dertlerimiz, bir şeyleri gereğinden fazla düşünmelerimiz, önemsiz ve anlatılmaya değmeyecek şeyler. Onların ortasında bir durak şu altımızdaki tek kişilik yatak ve tek kişilik çarşaf ve tek yastık ve yine şiirlere kötü referanslar yapmaktan kendimi alamadım. Oldu, bitti, teşekkürler, güzel bir geceydi, çat! Sonrasını sormadığın gecelerin de bir sonu varmış. Kendimi alamadığım şeyler beceriksizce yaptığım söz oyunlarından ibaret değil, bazı insanlar da bu 'şey'lerin içinde. Şimdi senden kendimi alamadığım ve bu yüzden yer yer boşluklu bir yapıya dönüştüğüm şu günlerde tek sorduğum şey, "Sonrasında ne olacak?". Ve hiçbir şeye odaklanamadığım bu günlerde tek yapabildiğim şey bunu sormak.
Bu yazıyı sana yazmayacaktım. Herkesin ve neredeyse bütün duyguların bir noktada korkulacak şeyler olduğundan bahsetmekti baştaki isteğim. Geldin, seslendiğim oldun ve yazıyı ele geçirdin. Şimdi ışıkları kapatmayı bekliyorum. Günün ilk saatlerinden itibaren gözüm güneşte, havanın kararmasını bekliyorum. Güzel akşamlarda kötü hikayeler anlatma, karanlıktan korkutma beni.
4 Şubat 2013 Pazartesi
regarde moi!
ben bugün çocuklarımı luxemburg parkına götürdüm.
onlar oyunlarına dalmışken ben onları izledim.
benden başkası görmedi onların neşesini,
ben gördüm.
onların saydamlığından geçtim, içimi çektim.
ben bugün luxemburg parkında kendimi hiç bilemedim.
oturdum ufak ufak, biraz da yorgundum.
şehirler vardı, evler insanlar, hayaller aşklar ve dünyalıklar.
topladım hepsini bir kenara
hepsinden geçtim.
ben bugün luxemburg parkında çocuklarıma ağladım.
onlar oyunlarına dalmışken ben onları izledim.
benden başkası görmedi onların neşesini,
ben gördüm.
onların saydamlığından geçtim, içimi çektim.
ben bugün luxemburg parkında kendimi hiç bilemedim.
oturdum ufak ufak, biraz da yorgundum.
şehirler vardı, evler insanlar, hayaller aşklar ve dünyalıklar.
topladım hepsini bir kenara
hepsinden geçtim.
ben bugün luxemburg parkında çocuklarıma ağladım.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)