6 Eylül 2012 Perşembe

yarın annem gelince, alsam onu karşıma.

taşranın yollarını anlatsam,
park ganita dinlenme tesisinini.

sevgiliden ayrılmayı anlatsam,
sonra o sevgiliyi her gece kabuslarında görmeyi.

trt'nin paralel koridorlarını anlatsam ona,
her seferinde nasıl kaybolabildiğimi.

canlı yayın rejisinden bahsetsem
iktidarın soğuk nefesini.

aşık olamıyorum anne diye ağlasam.
ben yalnız ölmek istiyorum.

kimseyi sevmek istemiyorum anne diye hüngür hüngür ağlasam.
insanlara bakmaktan ölesiye korktuğumu anlatsam
gözlerimi nasıl kaçırdığımı.

dokunmak ne kadar zor biliyor musun diye....
soramam.

bunu anlatamam.

ama dokunmak ne kadar zor.
ben kimseye dokunamam.

elimi uzatmaya kalksam, yapamam.

birini sever gibi olsam, yapamam.
saçlarını okşasam..

filmin o sahnesinde yüreğimin nasıl sıkıştığını anlatamam.

ben anneme o bakışları nereden tanıdığımı,
içimi kimin böyle kazıdığını,
dişimi bunca zaman nasıl sıktığımı,
kime diş bilediğimi,
kimin ağzıma sıçtığını,
nasıl eğilip büzüldüğümü,
nasıl korkaklaştırıldığımı,
bir insanın nasıl sevildiğini bilmediğimi,
birbirimizi yemeden sevişebilmenin mümkünsüzlüğünü
kısa saçlı garson kızları,
ketçap doldurma dansını,
kadını kadının katili yapan o yönetmene neden bu kadar kızdığımı
gül teyzeme benzemenin bana nasıl bir haz verdiğini,
intikamın lezzetini
ve onu bu kadar üzmeyi
bütün bunlar için göze aldığımı
anlatamam.




4 Eylül 2012 Salı

taşra taşkınlığı

uzaklara gidiyor olmanın alameti ne zaman
afyon otogarı değil de denizaşırı ikametler oldu
yarın gece afyon otogarında bunu düşünücem
ki orası türkiyedeki bütün güzergahların kesiştiği yerdir, bilmeyenlere
batı akdenizle güney egenin arasındaki çeyrek daireyse istikamet.
istikamet o çeyrek daireyse
ufkunuz pencereden gözükenler, eve dönüş saatiniz de akşamezanıdır
ne son otobüs ne taksi ne de boğaz
belki mevsimiyse ayçiçek tarlasıdır
içim taşraya akıyor. belki üstkuşak kadınlarımın kaderi çağırdığından
beni bu geniş boşluktan.
çiçekleri akşamüzeri sulayıp balkonu yıkarken ayaklarımı ıslat
çay demlenirken radyoyu aç
şişe rengarenk yeni bir ip geçir
anne.
ablamla beni istanbula geri yollama, sen de gelme
size ne anlatabilirim inanın hiç bilmiyorum
iki biradan önce.
ipimi biraz daha salarsanız
daha uzağa da giderim
ama rüzgar çok sert esmezse
ipi koparamazlar, inanın. çekerseniz dönerim.
bana kendi karayolunuzdan çizmeyin.
afyon otogarından geçip balkona gelir
ayaklarımı balkon demirlerinin arasından sokağa salarım
ben büyüdükçe sıkışmaya başlasalar da.
kekin içine fanta koyarak daha kabarttığınızı kimseye söylemeyeceğim
kurupastalara mahlep koyulduğunu
örgüdeki pirinç adı verilen modeli kimse öğrenemez benden
ama benim de size bir sırrım var
siz sır tutabilir misiniz?
benim uzakta gözüm var
kapı komşusuyken görmediğim dostlarım
bir sürü bağımlılığım
saplantım var
sapığım var
hastane çöplüğünde parçalarım.
güneşli günlerde yere bakarım
ocağın altını açık bırakır
evden çıkarım.