30 Ağustos 2012 Perşembe

Ani Şiir (Gerçek Pasiflora Parçacıkları)



Kanım yerde kaldı.
Bir gelinin gerdek gecesine dair tek kanıtıymışçasına
Akıllardan geçen o son sevişme fantezilerine yanıt olarak
Koydum kanımı çarşafa, yok etmedim sabaha.
Alın dedim böyleyken böyle
Kanımın bir kısmını da buladım
Onunla gitmiş bulundu şimdi
Tahayyülden öteyken hazır her şey
Ki yalnızca bugün böyle bu,
Bir anlığına bir varoluş
Yaratmak için doldurduk her boşluğu
Hücrelerimizi ve soluğumuzu döke döke etrafa.
Üstümüz başımız
Bir ölünün sıcaklığını yitirme hızıyla
Birbirimizden arınıyor şimdi.
Yolda iç organlarımı döktüm geldim
Uykumu sabihadan kavacıktan levente oradan zincirlikuyuya bölüştürdüm de geldim
Viyadük cehennemdi sözde elele arabalardan kaçışılırdı
Suratımın yarısını viyadüğün altına gömdüm.
Paketledim kurdeleledim sardım sarmaladım
Sevdiğimi postaladım
Şimdi herkes düşünsün dursun
Bana camlardan uçakları göstermediler
Bu kapıdan o geçer sen geçemezsin dediler
Sonsuzlukta on dakikanın daha peşine düşmedik
Aklımız yeni başlayacak olanda bizim
Koşuşturmamızda
Pırıl pırıl ışıl ışıl haklılığımız göğsümüzde
Bir madalya olarak kaldı
Mantıklı ve doğru olanı yapmanın verdiği gurur
Koynumuza girecek bu gece
Ağustos çıkarken.
Ben beşiktaşa yine de ineceğim birazdan
Ölü sıcağını masamızdaki sohbetten toparlaya toparlaya
Azaltıp
Eylülü edeceğim.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

uyku ve şelale

muhtaç kaldığım an yırtılmasa kağıtlar
uç uca eklenen sigaralar, yazılar,
suya yazılmasa,
su olduğu gibi uzun kalsa,
yazılar yol olsa ama suya karışmasa

su patavatsız,
oturup kalkmasını bilmez
ateşe bir garezi var
en heyecanlı yerde atar karanlığa

yalnızlık mı, derbederlik mi, koyvermişlik mi
gördüğünün ötesinde bir düzleme ermişlik mi
çoğunu bitirdim yemeğin, bugün kaçıncı öğünüm
bugün günlerden kaç tane yaşadım,
bugün kaçıncı günüm

ötesine bakarken gördüğümün,
kocaman filler sıra sıra geçmiş önümden
saçımı arkaya atar gibi umursamazmışım
sesi duymasam, su akışı gibi ama derinden
günümü gün etmekten yorulmazmışım

sen şimdi bana mı aşıksın yani?
ben hep yanımdakilerin bacaklarına bakarım
heyheylerim var benim,
dellenmelerim,
su sesi,
halimden anlar mısın, baksana, aşık mıyım

üç kart çektim,
bir geçmiş, bir gelecek, bir de bugün için
-suya bırakmışsın geçmişini
puf.
ateşim söndü, aşkım kesildi
doktor yok mu, ya da bir tesisatçı
bir şeyleri uç uca eklemek gerekli

baksana, aşık mıyım
halimden anlar mısın

bugünün hangi gün olduğunu bi çözsem
falcının dediklerini belki yorumlarım
-iliklerinde iki vakte güneş doğacak
kaç kere battı güneş bugün
ne kadarı gelecek, bitecek, olacak
ne kadarı şu yaşadığım an bugünün

aşık mıyım, olacak mıyım
bir baksan, nasıl anlarsın

-bugün uzun zamandır aklında duran bir işi tamamlamışsın
ne zaman gazetedeki fallara geçtik
oldu olacak emeklilerden şiirler okuyalım
  aşkımızı dağlara taşlara haykıralım!
  komşulara karşı çok ayıp oldu!
hooop tamam, cıvımayalım.

iyi de aşk öyle durağan bir şey değil ki,
illa bir yere mi koymam gerek
anlamam gerektiğini de düşünmüyorum
sen yine de bir bak,
şuralarımdan aşık olmuş olabilirim
her an,
buralara dokun,
sen aşık mısın yani şimdi bana,
yani nasıl bir his olduğunu biliyor musun
oralarda değildir, daha yakına gel
aşıksam buralarımdan anlaşılır
şırıl şırıl şu ses aşkın sesi gibi
sen de öyle olduğunu düşünüyorsun
yoksa beni aşık olduğuma mı inandırıyorsun
öyleymişim gibi davranıyorsun
sen mış gibi yaptıkça aşık mı oluyorum
o da şuralarımdan anlaşılır
senin de pek çok yerin aşık
ben de seni kandırayım mı
bu mu yani
sen beni aşık ederken,
ben de senin ateşini mi harlayayım
fena değilmiş,
şşşt, suyun da şavkı var,
henüz fark etmemiş,
tedbirli olmak gerek. tedbir derken,
severken değil, ölmemeye uyurken
su taştı mı kendi ışığını söndürebilir
içinden geçecek kadar saydam değilse,
bırakmaya ve yalnız kalmaya gönülsüzse
taşması başlı başına bir tehlikedir
şelalelerden yuvarlanırken
aşık yerlerimizden tutamayız birbirimizi,
kayar gideriz,
söner gideriz,
aşk, insanı uyutmayan bir hallenmedir.

9 Ağustos 2012 Perşembe

kulak arkası
göz ardı
alın yazısı
yangın merdiveni
aklı selim
mali müşavir
tahta-tebeşir
hatta teneşir
dipsiz kuyu
kutsal mabet
kürkçü dükkanı
kader kısmet
talih kuşu
şanslı kişi
günlük güneşlik
patates soğan
zalim oyunbozan
işler güçler
hidrolik valfler
acil durumda
kapıyı kırınız.

2 Ağustos 2012 Perşembe

huzurdayım

bir insanın saçlarını örmesi neye işaret?
ılık bir ses akmış olmalı içine
biri diline bir kuş koymuş olmalı
ki koşmaya başlamış ona, ilmek ilmek.

o saçlar örülür, açılır, örülür, açılır...
birden havalanan kuşlarla şarkılanır sessizlik
bacak bacak üstüne atılır,
balkonda bir noktaya öylesine bakılır.

sessizliği ara sıra bölen kesik yutkunuşlar
iki bedende de ısrarcı karşı duruşlar
elin titremesi, dilin sürçmesi
ve diğer tüm heyecan belirtileri, çakılmasın, aman! diye
boğuk ve donuk, içe oturan susuşlar.

bu tel ha koptu ha kopacak
o zaman bir ihtimal sana düşeceğim
dengede durmaya mı,
hayaller kurmaya mı bakmalı şimdi?

koştuğum yollara sesini serdiysen
dilindeki kuş kanatlarıyla saracaksa beni
huzurdayım demektir
iliklerimde iki vakte güneş doğacak.