14 Ocak 2012 Cumartesi

günlerden cumartesi

banyodan çıktım, saçlarım ıslak. üst kattaki kızlardan birisi fülüt çalıyor. muhtemelen 3 numara... aşık veysel çalıyor çünkü. berna daha küçük, müzik dersi olamasa gerek henüz, bu yaşta. olsa dahi  bu parçayı çalamaz. dışarıda kar yağıyor.elektirikler kesik. 


ev de hani hep biraz serince ama sanki şimdi daha bir soğumaya başladı. kombi söndü, ondandır. ama olsun böyle güzel. eski günlerdeki gibi. ben evdeyim, sıkıcı ve yalnız. dışarıda gıpgıri bir hava var. annem yok ama yanımda artık. bazen düşünüyorum da annemin böyle geçmişte kalması en güzeli oldu diyorum. yanımda olmasını hiç bir zaman istemedim ama yokluğu da zor gelir vesselam. eski alışkanlık ne de olsa.


öyle işte evde elektirikler kesik ve benim ikea mumların yine yanmaya başladılar. ama ikea soğukluğu yok şimdi evimde. huzurlu bir serinlik bu, karla ilgisi  var mı? sanmam. zira benim penceremden kar görünmüyor. belki de her şeyin üzerini böyle bembeyaz bir örtünün kapladığını bilmek bile mutlu etmeye yetiyor insanı. şu mumlar da ne güzel kokmaya başladı!

 o değil de bir arkadaşım yazmış, bi bebek bir de kar konusundaki görmemişliğimiz baki sanırım, ikisi de sanki daha önce hiç görmemişiz gibi heyecanlandırıyor, diye. ben bebek sevmem, kara karşı da aşırı bir sempati duymuyorum açıkcası, ama kartopu gibi bir eylencenin olması büyük nimet.

vel hasıl-ı kelam bebek ve kar iki yüzlülüğünü sevmiyorum. yine şuaynı masumiyet zırvaları yüzünden. lan madem o kadar heveslisiniz kar gibi temiz, bebek gibi riyasız ve deneyimsiz olmaya. o zaman gerçekten öyle olun!
ben biçine düştüğüm bok çukurunda, iç pazarlıklarım ve dayanılmaz hırslarımla yaşayıp gideceğim.

bi de ev iyice soğumaya başladı, burnumun ucu üşüdü, yatayım ben şimdi en iyisi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder