Seninle çok mutluyum diyorsun,
Hep bir şeyler diyorsun hatta.
Şu şöyle olamaz mı ve bu böyle olamaz mı?
Bence her şey senin dediğin gibi olur.
Teslimiyet değil ki bu.
Yaralarım da gücüm de ortada, gerek yok fazlasına.
Senin ve benim dediklerim, bütün ırmakların okyanusta birbirinde karışması kadar
Uzun da sürse
Hep aynı sonuca gider.
Keşke tek derdim yemeğe fazla yağ koymana kızıp çok lezzetli olduğunu görmek olsaydı.
Mağlubiyet değil ki bu.
Okunuyor yüzümden.
Görev bilinci aşktan daha yakın. Varoluşuma.
Ben birşeye varoluşsal dediysem egzistansiyel demek komik geldiğindendir,
Bir de benliğim falan dediysem mesele baya karışık.
Belki sözlüklerimize geri inmeliydik.
Vapura binseydik seninle, bilmediğimiz evler tanımadığımız kuşlar geçseydik.
Anneannemle dedemin kışlık turşu, tarhana, salça planlamasına benzeyeceğimiz yerde.
Tarlalarda kır çiçekleri olmuş diz boyu.
Bizim vaktimiz yok görmeye ve sevmeye.
Kronik bir sırt ağrısı.
Birbirimiz başta, birbirimiz hariç,
Her şeye bağımlı olmasaydık senle.
Şu şöyle ve bu da böyle olsa, senin dediğin gibi.
Mutluyuz desen mutlu olsak.
Giysilerimin dolabındaki dizilişi gibi muntazam
Bir mutluluk.
Yüzüme bak. Bir kez de bu kadar uzaktan.
Ben yorgunluktan ve televizyondan, ve sucuklu yumurtadan ve bilgisayar oyunundan
Ayak ve bira kokusundan, temiz çamaşırdan, balkon kapısından ve giderek kısalan sevişmeden
Başka bir şey olsaydım.
Ne olurdum?
-“Benim mutsuzluğumun kaynağı yine bendedir, senin elinden ne gelir,
Ki zaten sen en iyisin.
Masalını anlatan bir nine.”
Beyaz sofra örtüleri ve güzel şaraplar, güzel çiçekler ve şarkılar. Masallarımızı süslesinler. Ki aynı reçeteyi yeniden yaz diye değil, doktor.
Belki aynı sebebi yeniden yakalasaydık ve bir hareketimize ilham olsaydı bile.
Mağduriyet değil ki bu.
Haydi sor. Ben ne yaptım değiştirmeye?
-“Kafese çok yakından bakarsan
Yalnızca bir tel görür, kuşun neden çıkamadığını anlamazsın.”
Kendimizi unuttuğumuz yerden yeniden başlasak.
Yeni bir ütü kadar güzel bir his bazen, yeni bir yazı yazmak.
19.06.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder