6 Şubat 2011 Pazar

bir tuhaf pornografi

komikli kadınlar ve komikli kadın şiiri sevenler! ben genelde iç karanlığını bloga akıtan nesir ve şiir dili görece komiksiz bir kadın olarak diyorum ki, bir kez daha deşildik. astım mıymışız, o halimizle alkol mü almışız, yarışmada hareket ederken bir anda durunca bünyemiz mi tepki vermiş bilmiyorum; otopsiyle belli olacaktı. sonucu öğrenemedim ama bir çok söylenti var hakkımızda, neden gitmişiz o bekar evine, kerata öyle yaramaz ki hep eğlence peşinde, biz düşünecektik 1.5 yaşındaki çocuğumuz ve kocamız evdeyken, o halde... cık cık cık. ama öldük, nerden bilelim o gece neler oldu, duygusal yakınlık olmuş muydu, nasıl bilelim, nasıl diyelim olmadı diye? olmuşsa bir şeyler bile, kime ne?
eşimiz ve annemiz ve ne çok sevenimiz gözyaşı döküyor günlerdir; ama alakasız adamlar köşelerinde susmadılar, nefretlerini bir türlü dindiremediler, deştiler bedenimizi. ölüyüz, susun artık diye bağıramıyoruz, çığlık atamıyoruz, yaşayan yerlerimizden sesimiz yettiğince yeter demeye çalışıyoruz.
ben bağıra çağıra illallah diyorum, susun artık. ahlakınızın tutarlı olmadığını biliyoruz, ama korkmayın, yüzünüze çarpmayacağız, ahlak bekçiliği bizim işimiz değil. ve tutarlı bir ahlak arayışında da değiliz. siz biraz insan olun yeter. bedenimizi orasından burasından çekiştirmeyin, delik deşik etmeyin. bu tuhaf pornografiden midem bulandı artık. doktorculuk sizde; otopsi yapmaktan yorulmadınız günlerdir. öğretmenlik sizde; didaktiklikten olacak sonunuz. polislik sizde; yargılamayı nice sevdiğinizi gördük. pornonuz da hazır, iktidar fantazileriniz de; ama onlara bizi alet etmeyin. rica ediyorum -kovabilsem emin olun rica mica uğraşmazdım- defolun gidin. daha ötesini de demek geliyor içimden, ama rahatlatmayacak beni, rahatsızım hep, rahatsızız. size batan rahatı biz aramaktan bile vazgeçtik. biliyoruz, elleriniz boğazımızdan inmeyecek; namus, ahlak hırıltılarıyla dolu sesinizi duymadan geçiremeyeceğiz bir günümüzü bile. ama fırsat bulduğunuz an mememize inecek o eller, popomuzdan çekmeyeceksiniz. taşaklarınız rahata ersin diye açtığınız bacakları kapatamayacağız. bağırsaklarımızı, kalbimizi; deşilebilecek, incitilebilecek her organımızı elinizde mıncık mıncık edeceksiniz. ne keyifli değil mi? ağlaşmıyoruz biz de zaten, sadece her geçen gün ahlakınızdan, önyargılarınızdan, genellemelerinizden daha da çok nefret ediyoruz; anlaşmamızın imkansız olduğuna daha da emin oluyoruz. rica ederiz daha fazla devam etmeyin, midemizi kaldırıyorsunuz. biz alışkınız ölmeye, ölü uğurlamaya, ölülerimizi bile ölümden korumaya. siz daha fazla gölge etmeyin, sevgisizliğinizi üzerimize bulaştırmayın, asırlardır kirlettiğiniz dünyayı artık rahat bırakın. yok, siz zahmet etmeyin, pisliğinizi ardınızdan seve seve temizleriz.

not: bu metinde yer alan ricalar engellenemeyen bir naifliğin sonucu. gök kuşağını hiç görmemiş birine anlatmanın imkansız olduğunu, daha güzel bir dünyaya dair umudu o dünyayı yalnızca varlığıyla dahi kirleten birinin ruhuna yerleştirmenin imkansız olduğunu biliyorum. Ama imkansız olanı safça istemekten vazgeçersek, sayısız güzel insanın beyhude çabasından eksilirsek sanki asıl o zaman ölürmüşüz gibi geliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder