4 Ocak 2011 Salı

y-azamı-yo-rum ablacım.

amanın aman aman
zamanın zaman zaman
bizim düğün ne zaman
yalelellim

diye bir türkü vardı.
lafa oradan girmemin sebebini açıklayacak dizelerle başbaşa bırakmak isterdim sizleri
fakat dizelerle anlatı öremeyecek denli hantallaştığımın farkındayım
üstelik semboller ve kodlarla anlaşmak yerine herşeyi uzun uzun açıklamak zorunda olduğum yeni insanlarla diyaloglar geçirmek bizim leb deyince uzaktan kestiğimiz leblebileri öyle eskisi gibi seri bir şekilde yuvarlayamama neden oluyor
bu durum beni fazlasıyla kırmış germiş hatta bir süre sonra kendisini unutturarak aklımdan çıkmak suretiyle en büyük kazığını atmış olabilir fakat,
gençliğe hitabe üslubuyla da olsa bir şeyler karalamak için yine buradan ve bizden başka bir kapımın olmaması da ayrıca kayda değer.
velhasıl bizim düğün sen de üç ben diyeyim beş sene sonra
tostoparlak tastamam bir düğün şıkşıkıdım bir düğün
yok yok hemen öyle beynimiz sulanmasın düğün dediysek evleniyorum diye değil fakat
benim bizzat bir ben olarak ablalara dair giriştiğim soruların yavaş yavaş ismi 'düğün dernek' olan bir dernek çatısı altında kurumsallaşması ve ablaymış abiymiş hepsinin bizzat ben ve zevcem iki kişi olarak sorunsallaştırılması meselesi yüzünden.
kendisi üretken yazışgan ve bizzat sevişgen ben kadın kişiyi tercih edeceğinden bunları yazarken içerimde onun namına çalıştırdığım otokontrol mekanizmalarının alnından öpüp üstlerini örtüp odalarının ışıklarını bir bir söndürürken bile acaba ne anlayacak diye demeden duramam ise bir başka kayda değer.
şimdi kabul ettiğimiz yaşam formları arasından bir tanesini seçtik onu yaşıyoruz huzuru ve aşkı (ve güzel seksi de) bulduk fazlasının tahayyülü bile evvelden kıyılarımıza vurmamıştı
önermesi ile
yazamadım edemedim ben bu işi bilemedim eskisi kadar isyan edemedim
önermesinin arasındaki korealasyon var ya.
var mı işte o?
olmadığını temenni ederek yazmaya çalışıyor olmam ise diğerlerine oranla hayli kayda değer.
olmakla beraber.
lafın kısası,

kış depresyonu.
yaşamayan varsa beri gelsin.
yağmurdan korkuyorum.
soğuk ise kanımı donduruyor.
duygularım ve onları ifade ediş biçimlerim
yavaşlıyor
eli çatlayan dudağı patlayan
derisi kızaran
pantolonun içine tayt giyerse az seksi olan
insan evlatları.
beni anlayın beni dinleyin.
kışın sanki sevişmenin tadı bile eksiliyor
nezleli burunlarımızdaki kokusuzlukta
yoksa benim dernekte değil
mesele.
derneğimiz iki kişilik
bazen yüz, beş, elli kişilik
ama kış.
kış sıfır kişilik.
içerisinde insan barınamıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder