1 Ocak 2011 Cumartesi

benzemez kimse sananı ikna çabaları -2-

çoğalıyorum,
çoğaltıyorum,
üremeden.
çarpışıyorum içimdeki insanlarla,
onlar birbirleriyle.
herkes hafiften inciniyor
ama bu hiç bir şey,
yabancı darbelerin yanında.

inan bana,
inanın!
böyle daha güçlüyüz,
daha yoğunuz,
daha anlamlıyız
hem kendimize
hem birbirimize,
hepimiz.

hep istemedik mi sevişmenin daha güzel ve kolay olmasını.
yormayalım artık kimseyi,
sevgiyi makasla tornavidayla balyozla
parça parça edelim,
bir zerresi bile yakar yine de içimizi.
sevişmek var,
terk etmek yok,
gitmek de kolay dönmek de.

çoğunuza inandırıcı gelmedim,
yine de söylüyorum ütopyamı
söylemezsem olmaz çünkü
tam burda.
"burdan doğru."

namussuz, gurursuz, başka bir dünya için.
mümkün olduğunu bildiğimiz
ama ne olduğunu bilmediğimiz
o öbürsü dünya için.
benim bi tekini hep aradığım cinselliğim için.
çorabımı koyduğum yeri unuturum ya.
onun gibi.
bir ütopya.

olmazsa sağ olsun canımız,
birbirimize baki aşkımız.
kadınız ve aşığız,
şunun şurasında üç günlük dünya.
olağandan taşarsan
öyle yaşarsan
o da bir çeşit ütopya.

"artık zamanın sabit olduğundan şüphem yok,
kendi içimizde çok dönünce sarhoşluk hissetmek normal,
aynı masada yaşamak zorundayız acıyı da tatlıyı da."
diyen eski bir ilham perisine kinayen
aynı bedenlerde gidip gelen
bölünen,
dağılan,
çoğalan,
garantiye alınan,
şüphesiz,
güzergahı ve şiddeti ölçülemeyen,
bir aşk.

içinde ve dışında dönen sen, siz, biz,
sevgililer,
sarhoşlar,
arkadaşlar
kadar güzel bir dünya.
buralarda bir yerde.
çorabımı koyduğum yeri unuturum ya,
öyle bir dalgınlık ve sarhoşlukla
kurulmuş bir ütopya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder