27 Mart 2012 Salı

olmayanlar.

saçlarıma değdiğimde elime gelen serinlik
avuçlarım mı yanıyor.
yüzüm gözüm şiş
dişlerim sızlıyor.

içimde bir boşluk.
kalp atışlarım hızlı.
taze seviştik.

tütün kokusunun rahatsızlığı var.
banyo çok uzak
hem zaten orada ayna var.

tekrara düşen şarkılar
kendilerini ne de güzel tekrar üzerine kuruyorlar.

hayır bu kez kendimden yakınmak yok.

simurg diye bir şey yok.

asma yaprağında gizli çocukluğum.
çocukluğa özlem hele
hiç yok.





24 Mart 2012 Cumartesi

kıssadan hisse

giriş: ben nülk şiirleri çok seviyorum ve paylaşımlarımın beyaz fona siyah renk yazıyla çıkmaya başlamasının sebebini bilmiyordum, kendi kendine eski haline dönmüş, sevindim. herhalde ilgi bekliyordu.

gelişme: the reason why I write this paper is that dün bir arkadaşla konuşurken laf lafı açtı, blogu göstereyim dedim. meğer ne özlemişim burayı, okudukça okuyorum dünden beri, orasını burasını kurcalıyorum. birkaç aya 2 yılı dolduracak blogumuz kadınlarrr. yaa.

sonuç: aslında sınavlara çalışmam gerekiyor, uzun kalamayacağım, başka zamana artık... ama iki günlük bu ziyaretimden haberdar etmek istedim sizi de, arada girmek güzel oluyormuş. yaşamışsınız yaşıyorsunuz, ayaküstü duygularınıza ortak oldum. fark ettim ki arkadaşlarım büyüyünce ben de büyümüş sayılıyormuşum, bu seferki kıssadan hissem bu olsun.

sizin nezdinizde tüm komikli kadınların ve komikli kadın şiiri severlerin gözlerinden öperim.

18 Mart 2012 Pazar

ayaz filmindeki yandan çarklı lara croft abla ve zeytin yağlı sarmalar üzerine

biz seninle bir gün sevinmiştik
sevinmekten tükenmiştik.

ya da öyle bir şeyler.

insanların hiç bir şey düşünmeden, suratlarında kocaman gülümsemelerle bisiklet sürebilecekleri güneşli pazartesiler diliyorum.

bütün insanların,
ölülerin bile.

1 Mart 2012 Perşembe

kafa.

bir insanın annesi'nin eğitim durumu o insanın hayatı hakkında çok fazla şey söyler.

akşama eve geç geleceğinizi annenize eğer cep telefonundan mesaj atarak söyleyebiliyorsanız, muhtemelen saçlarınız fönlü, eşarbınız ütülüdür. Biraz zorlanarak da olsa ortalamanın hafif üzerindeki bir öğrencisinizdir. Bir, iki tane yakın arkadaşınızla kendi arkadaş gurubunuzu kurmuşsunuzdur, genellikle aynı okullarda okumuş olursunuz. Haftasonlarında beraber sinemaya gidersiniz.

eğer annenizle ayrı yaşıyor ve hafta bir görüşüyorsanız,ve bu görüşmeyi de ikinize de uygun olan bir saate ayarlıyorsanız muhtemelen "kentsoylu"sunuzdur. sevgiliniz vardır. sevgilinizle öpüşmeye bayılırsınız. patti smith dinlersiniz. fotoğraf makinanız vardır. evinizide ya bordo, yeşil ve kahverengi tonlar yoğunlukludur, ya da mavi, sarı ve kırmızı. ergenlikte dinlediğiniz çok sevdiğiniz gruplar türkiyeye gelince hemen arkadaşlarınızı ararsınız. hep beraber konsere bilet alırsınız falan.

eğer anneniz telefondan mesaj atmayı bilmiyor sadece arama yapabiliyorsa, genellikle sizi özlemekle meşguldür. ah şu çocuk hayırlısıyla bir okulu bitirse cümlesini sık duyarsınız. eviniz ya çok kalabalıkdır, sık sık arkadaşlarınız gelir, ya da zaten yurt da yaşıyorsunuzdur. o telefonu bi an önce kapatmak istersiniz, çünkü konuşacak pek de bir şeyiniz yoktur. herşey iyidir güzeldir. arkadaşlarınızın da ona selamı vardır.

anneniz eğer telefonla arama dahi yapamıyor her seferinde siz arıyorsanız, muhtemelen memlekete bayramlarda bile zor gidiyorsunuzdur. güyya dersleriniz çok yoğundur. yaz tatilinde bi on günlüğüne uğrar kaçarsınız. ya da tam tersi bütün yaz orda da konaklayabilirsiniz. ama ortası yoktur.

neyse annenizin eğitim durumu diyordum değil mi?
işte anneniz benimki gibi liseyi yatılı okumuş, üniversiteden atılmış, evlenince kocasının ailesi tarafından hayatı elinden alınmış, herkesten gizli gizli açık öğretime kayıt yaptırmış, ve cep telefonunu kullanmayı üç dakikada öğrenebileceği halde bunu sürekli reddedip salak ayağına yatıyorsa, daha hayatta mücadele edeceğiniz çok şey var demektir.