17 Ekim 2011 Pazartesi

adeta bir ipek böceği

yeniden doğmaya çalışıyor gibiyim bu ara.
yeniden doğmak değil de kabuk değiştirmek de diyebiliriz belki.
yahut kendimi hapsettiğim odalarımdan çıkmaya da çalışıyor olabilirim.

ya da en doğrusu ben bir bin katmanlı bir kayısı çekirdeğinin içindeyim.

sürekli kabuğumu kırmaya çalışıyorum.uğraşıyorum, didiniyorum, çat bir yerden çatlıyor kabuğum, biraz canım yanıyor, sonra büyük bir hamle pat yıkılıyor. sonra daha büyük bir yenisini görüyorum. kırılmış kabuklardan bir parça alıp başlıyorum bu yeni kabuğa vurmaya. ellerim kanıyor, yüzüm yaralı.durup dinleniyorum.sonra bir de bakmışım kendiliğinden yıkılı vermiş.

ama kafamı kaldırdığımda biliyorum, bir yenisi daha var.
tekrar başlıyorum aynı savaşa..bir daha, bir daha, bir daha...
yavaş yavaş başarıyorum.
bilmiyorum nasıl oluyor. bazen ben onlara vuruyorum bazen onlar kendiliğinden yıkılı veriyorlar başıma.birden hiç beklemeden.
kafama düşen parçalardan nereye kaçayım bilemiyorum.bir başka kabukla tekrar koruyorum kendimi.
sonra yıkım tekrar başlıyor, tekrar tekrar tekrar.

ama en kötüsü de ney biliyor musun?
en dıştaki kabuğu yıkamadığım sürece kendi enkazımın içinde yaşamak zorundayım.

6 Ekim 2011 Perşembe

bilemiyorum nedendir her gün seni daha çok
daha çok ne? bilemiyorum işte. ben de onu diyorum
gece yarısı kahvehanelerinde

el elin elini

daha çok cemal süreya var aklımda
bir ellerin vardı önce, demek gibi
acaip acaip şeyler beslesem de onları yazamıyorum demek istediğim.
el, eli bana hatırlatan. hatırladıktan sonra yeniden hatırlatan
her üçünüz de bu şiiri üzerinize alının.
ama kaçıncı sıraya koyarsınız bilemem
adamlar diye bir sosyal kategoride var edilemezsiniz,
edilemeyecek elleriniz var
yıldızların rengi paylaşılır.
ne diyordum?
sevmek gibi şeyler
çelloya dokunun
ve parmaklarınız güzelse
o zaman olur.
bir de saçmalamayın.
özgürlük tanımlarını masaya yatırmalıyız
bu beni heyecanlandırıyor
utanmaktan konuşamıyorum ama
söyleyebildiğim kadarı bize yeter

sorularımın
özgür kız ne demek
şapkalı reklam bacısı mı?
yoksa birşey birşey birşey yaşamak.
o şeyin adı lügatta yokken daha,
birdenbire gelirse eğer gökten inmiş bir emircesine
galiba ben özgür değilim
ve seni de bu yüzden bırakmıyorum özgür.
çünkü o zaman istediğim gibi olmaz
istersen gidebilirsin'i çevirelim:
istemezsen gitmeyebilirsin
istemezsen gidebilirsin
istersen gitme
bütün bunlar kısaca gitme demek olup
hassas bir ölçüde restriction içerdiği doğrudur
fakat ifade ediş biçimlerimizde sakatlanmalar olabilir
yaralıları da yollara atarız
üzerinden atlarız
yollarda çiçekler olur
dedi şair
ben de ona, hiç bi şey diyemedim.
yastığınızı saklayın ki saçınızın kokusu kalsın.
belki adamın çellosu da parmak kokuyordur,
parmağının kokusunu merak etmiştim.
ama şimdi geçti.
ellerde bir keramet var,
yastıkta olduğu kadar.
bizse saçmaladık durduk ve bazı şeyleri unuttuk.